MENÜ
Tamer YAZAR
Tamer YAZAR
tameryazar@hataybizimmedya.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 89 defa okundu.

ŞALVAR'A ÖZGÜRLÜK... E ZATEN ÖZGÜR DEĞİL MİYDİ?

Çocukluğum boyunca, uzun yaz tatillerimizi anneannemlerin Bitlis / Adilcevaz'daki, kaysı ve ceviz ağaçlarıyla çevrili, ön bahçesi ise gül ve elma ağaçlarıyla süslü evinde geçirdik... 

Ağaçlara tırmanır, daha yeni yeni olmaya başlayan kayısıların o sert ve ekşi halleriyle doldururduk midelerimizi, ki henüz yeni olmaya başlayan cevizin tadını da en iyi ben bilirim, 'ceviz borlamak' deyiminin ne olduğunu da...

Evlerinin hemen karşısında, komşularının kocaman bir dut ağacı vardı, ama öyle beyaz değil, siyah, en lezzetlisinden... Üstümüz başımız dut lekesi olmasın diye, anneannemin şalvarlarını çekerdik üzerimize ve tüm ellerimiz dut yüzünden mora çalan kırmızı olana kadar toplardık... O lekeyi çıkarmayı da o zamanlar öğrenmiştim... Dut yaprağını, hafif suyu çıkana kadar ezersin, ardından çıkan o suyuyla ellerini ovalarsın !

En sevdiğim zamanlar, anneannemin, annem dahil, kızlarını etrafına toplayıp, tandır evinde ekmek yaptıkları zaman olurdu, ki o zaman hepsi şalvar giyerdi... Biri hamurları keser, yuvarlar, diğerleri oklava elde ekmek açar, sondaki de ekmeği tandır üzerindeki saca yatırır ve pişirirdi...

Haklısınız, çocukluğum çooook gerilerde kaldı ama, şalvar, hala bu ülke topraklarının geleneksel giysisi, hatta yurt dışında en fazla kullanılan pantolon modellerinden de biri...

Yaşadığım büyük şehirlerin Türkiye'sinde de gençlerin şalvar model pantolonları cabası...

Köylerde kadınların bugün hala vazgeçemediği bu kıyafetin köşe yazısı mı olur, diye soracaksınız tabi de... Oluyor ! Oldu ! Niye oldu ? Niye gündeme geldi ? Şalvar yasaktı da, biz mi duymadık ? Şalvara dair birileri GİYME dedi de, bunun tartışması mı sürüyor yoksa ?

Aslında hiç biri değil...,

Buna dair tartışmanın fitilini ilk olarak Bilal Erdoğan tutuşturdu, ardından Sümeyye Erdoğan'ı dinledim, benzer bir başlıkta... İkisinin de talebi, hem İslami hem daha rahat bir giyim tarzı, bu konuda çok netiz ama, yaşadıkları engeller ne, hala anlayamadım, ki anlattım şu ana kadar, şalvarın bugün kırsal kadar moda yönünden de çok kullanılan bir kıyafet tercihi ve modeli olduğunu...

O zaman sorun ne, diye soracağım da, önce Bilal Erdoğan'da duralım mı ?

"Şu anda, benim dıştan görünüşüm beni yansıtmıyor ! Batıdan aldığımız kravat, batıdan aldığımız ceket, benim kültürüm değil ! Şalvar giymek isterim..."

Sümeyye Erdoğan da konuşsun, ardından bugüne nokta koyalım;

"Benim, özellikle kamusal alana çıkarken giydiklerim, ne tesettür olarak ne rahatlık olarak, tam olarak isteklerime cevap vermiyor ! Tam olarak beni yansıtmıyor ! Ama tabi özel hayatım daha farklı olabilir... Şalvarımı rahat rahat giyebilirim, ki muhteşem bir tasarım bana göre... Bir gün kıymeti anlaşılacak diye düşünüyorum..."

Üniversite öğrencilik hayatım, yurt ortamında geçti ve yurdum da, İstanbul'un en geleneksel, hatta İslam'ı en yoğun yaşayan insanların olduğu Fatih'te geçti... O gün de bugün de şalvarlı, kara çarşaflı, cübbeli, sarıklı bir sürü insan görürsünüz bu ülkede, ki kalkıp da kimse o gün de bugün de BUNLAR NİYE BÖYLE GİYİNİYOR dememiştir, diyemez de...

Açıkçası, 23 senedir, "babamın lider olduğu bir ülkede" yaşıyor olsaydım, hala KIYAFETLERİM konusunda ÖZGÜR olmadığımı / olamadığımı söylemezdim, ki konumuz ŞALVAR ! Dünün de bugünün de hala en fazla kullanılan kıyafeti...

Hatırlıyorum da;

...İstanbul Üniversitesi SBF'de okurken, Beyazıt Kampüsü'ne TÜRBAN'ı yüzünden giremeyenlerin imza masaları olurdu, tam da ana kapının önünde, durumu protesto etmek için ve her defasında onlara destek verirdim, fikir ve vicdan hürriyeti adına !

Demem o ki;

..."başkalarının özgürlüğü kelepçeliyken, sen özgür olamazsın" derim hep kendi kendime ve açıkçası, Sümeyye Erdoğan ve Bilal Erdoğan'ın da içlerinden geçtiği gibi giyinmesini tavsiye ediyorum, bu özgürlükleri ÖZGÜR bırakma adına...

Herkesin SEN, BEN, O kimliklerinde KENDİ olabilmesi ve ardından da BİZ'i yaratabilmesi için en çok da !

Bugünlük bu kadar...

Mutlu seneler...

Köşe Yazıları