İran'dan Venezüella'ya... Dünya'nın Doğum Sancısı!
Libya ve Afganistan'dan Irak ve Suriye'ye, CIA'nın küresel operasyonlarla değişim yarattığı hiç bir coğrafya şu ana kadar demokrasiyle tanışmadı, belki de bile isteye tanıştırılmadı !
Muammer Kaddafi sonrası istikrar bulacağı sanılan Libya, hala, batıdaki Uluslararası tanınırlığı olan GNU - Ulusal Birlik Hükümeti (Başbakan Abdul Hamid Dbeibah liderliğinde, Trablus merkezli) ile doğudaki GNS - Ulusal İstikrar Hükümeti (Osama Hammad liderliğinde, Halife Haftar'ın Libyalı Ulusal Ordusu LNA destekli) arasında bölünmüş durumda !
Afganistan'da, daha düne kadar 'terör örgütleri listesinde' yer alan Taliban'ın Ağustos 2021'de iktidara gelmesinden ya da getirilmesinden bu yana yaklaşık 4.5 yıl geçti ama, siyasi tablo, genel istikrar açısından hem karmaşık hem de toplumsal krizlerle iç içe bir görünüm sergiliyor...
Irak, Saddam Hüseyin sonrası dönemde ne demokrasiyle tanışabildi ne de tam anlamıyla istikrara kavuşabildi... Genel tablo itibariyle, üstü kapalı bir bölünme yaşayan ülkede, güvenlik ve siyasi sakinlik yaşanıyor gibi görünse de, istikrar hala çok kırılgan ve sürdürülemez halde...
Suriye mi ? Farklı değil ! Esad sonrası dönemde, Türkiye ve ABD başta olmak üzere, bir çok ülkenin terör örgütleri listesinde yer alan HTŞ (Hayat Tahrir al-Sham) liderliğindeki geçiş hükümeti altındaki sürece liderlik yapan isim, aynı şekilde, daha düne kadar başına milyonlarca dolarlık ödüller konan eski bir terörist ! Ülkede, ciddi mezhepsel gerginlikler, hatta çatışmalar sürüyor ve aynı Irak gibi, üstü kapalı bir bölünme Suriye'de de yaşanan, ama çok da gündeme gelmeyen bir diğer gerçek...
Gündemin yeni ülkeleri, ülkenin bir çok şehrinde toplumsal patlamalar ve protestolar yaşayan İran ile ABD'ni askeri müdahalesine maruz kalan Venezüella... İran'daki göstericiler; Şah dönemi İran bayrağını (aslan-güneş amblemli) taşıyor, “Yaşasın Şah”, “Reza Şah, ruhun şad olsun”, “Veliaht Prens Reza Pahlavi geri dön” sloganları atıyor, Hamaney posterlerini yakıyor, rejim bayraklarını indiriyor ve “Ne Gazze ne Lübnan, canım İran için feda olsun” diyerek rejimin dış politikasına isyan ediyor... Ve Venezüella ! Her şey o kadar hızlı gerçekleşti ki bu güney Amerika ülkesinde, Venezüella lideri Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores gözaltına alındı, ardından da ABD'ye götürüldü...
Bir CIA operasyonuyla başkent Caracas'ta yaşanan bu darbenin mimarı Trump'ın, ülkede yönetimi devraldıklarını ve bir süre seçimsiz şekilde ülkeyi yöneteceklerini söylemesini izlerken, 'sıradaki' sorusunu sorduk hepimiz!
Grönland mı ?
ABD'nin bu konudaki saldırgan tavrı, aslında, bir NATO üyesi (ABD) tarafından başka bir NATO üyesine (Danimarka) yönelik en açık "tehdit" olması adına önemli ! Ama asıl önemlisi, Birleşmiş Milletler (BM) ve NATO gibi yapıların aslında ne kadar işlevsiz olduklarının görülmesi... Ne BM ne de NATO yaşananlar noktasında bir tavır geliştiremedi...
ABD'nin, küresel bir güç kimliğinden, giderek, küresel bir saldırgan ve hatta terörist devlet kimliğine ilerlediğini söylersek, bu bize nasıl bir yol haritası sunar ? Bir NATO ülkesinin bir diğer NATO ülkesinin topraklarına saldırma ihtimali, NATO'nun da sonunu hazırlar mı ya da NATO gibi bir güvenlik şemsiyesinin sorgulanmasına sebep olmaz mı ? BM'nin ve NATO'nun sessizliği, bu tür yapılarda yer alan veto mekanizmasının büyük güçleri koruduğunu ve küçük ülkeleri (Danimarka, Grönland) savunmasız bıraktığını vurgulayanları da haklı çıkartmaz mı ?
Açıkçası, Putin karşısında direnmeye devam eden Ukrayna için çözüm üretmeye çalışan Avrupa'yı da açık açık yalnız bırakan Trump'ın, Moskova ile garip bir küresel paylaşım yaptığına dair iddialar var ve bu yeni paylaşım, her iki lideri de yeni kanlı adresler yaratma konusunda özgür bırakacak gibi !
Peki, NATO ve BM'nin işlevsiz kaldığı ve kimileri için iflas ettiği bir dünya düzeninde, Trump'a açık açık tepki bile gösteremeyen ülkelerin kalabalığında en çok da, SIRADAKİ KURBAN kim ?