MENÜ
Tamer YAZAR
Tamer YAZAR
tameryazar@hataybizimmedya.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 89 defa okundu.

İRAN'IN ÖZGÜRLÜĞÜ... TRUMP'IN HEDİYESİ DEĞİL!

İran'ın son veliaht prensi konumundaki Rıza Pehlevi'nin, ülkesinde artan protestolar sırasında, ABD'li üst düzey isimlerle yaptığı gizli / açık tüm görüşmeler de dahil olmak üzere, Trump yönetimiyle olan temasları, değişim için umutsuzluğa düşmüş birçok İranlı arasında anlaşılabilir bir umut uyandırdı. Ama öylesine yorgun düşmüş bir umut ki o, bugün İran'daki ciddi bir çoğunluk, ABD Başkanı Donald Trump'ı, doğrudan bir müdahale (askeri) yoluyla, Tahran'daki molla rejimine kesin darbeyi indirebilecek potansiyel bir kurtarıcı olarak görüyor.

 

İran halkı, geçmişte, ABD liderliğindeki askeri / siyasi müdahalelerin sonuçlarını, çoğu zaman bölgesel acılar yoluyla, bizzat izledi. 2003'te Irak'ta, bir diktatörden kurtuluş vaat edildi. Ancak kaos, mezhepsel iç savaş, IŞİD'in yükselişi, yüz binlerce ölü ve neredeyse 22 yıl sonra hala mücadele eden, parçalanmış bir devlet ortaya çıktı. Afganistan'ın 2001 işgali ise Taliban yönetimini geçici olarak sona erdirdi. Ancak trilyonlarca dolar harcandıktan ve binlerce insanın kanı döküldükten sonra, Taliban rejimi 2021'de geri döndü ve kadınları da azınlıkları da daha derin bir karanlığa sürükledi. Suriye'nin 10 yıldan uzun süren iç savaşına yönelik ABD'nin kısmi müdahalesi ise yine çok sayıda insanın ölümüne, milyonlarca insanın yerinden edilmesine neden olurken, harabeye dönen ülke, daha düne kadar 'terörist' denen bir gruba ve liderine teslim edildi.

Bunlar, soyut tarih dersleri değil, aksine; bölgedeki milyonlarca insan için, sevdiklerini kaybeden, mülteci olarak kaçan veya kurtuluş olarak vaat edilen "rejim değişikliğinin" insani bedeline tanık olan İranlılar da dahil olmak üzere, yaşanmış, gerçek travmalar.

 

Olası bir Amerikan askeri müdahalesinin, umut edilen özgürlüğü düzgün bir şekilde tesis edeceği yönündeki romantik düşünce, ne yazık ki, aynı döngüyü tekrarlama riskini de beraberinde getiriyor. Anlayacağınız, hemen hepsinin başlangıcındaki o coşku güzel de, ardından gelen iktidar boşluğu, güç savaşları, silahlanan ve cepheleşen tarafların çatışması, yabancı müdahaleler ve uzun süreli istikrarsızlıklar, hikayenin ne yazık ki asıl finali

 

Ne kadar sert söylemlerde bulunursa bulunsun veya mollalardan ne kadar nefret ederse etsin, hiçbir yabancı liderin, İran'ın kurtuluşunu bir iyilik eylemi olarak gerçekleştireceğine gerçekten de inanıyor musunuz?

 

Bu konuda 'kahramanlık' (!) yapması beklenen ABD'nin dış politikasında öncelik, Amerikan çıkarlarıdır! Bu, hiç bir zaman değişmez. O yüzden de, ABD Başkanı Trump bağlantılı isimlerin son zamanlarda Rıza Pehlevi ile yan yana gelmesini, o öncelikli çıkarların inşa etmeye başladığı bir yol haritası olarak görün!

 

ABD'de hayatını sürdüren ve burada da sıkı şekilde korunan, İran'ın son veliaht prensi Rıza Pehlevi'yi İran tablosundaki molla karanlığının neresine koyuyorsunuz bilmiyorum ama, İran'ın gerçek kurtarıcısı ne bir Prens ne yeni bir Kral, ama İranlıların kendisi olacak...  Sosyal medya üzerinden konuştuğum İranlı muhaliflere de hep söylediğim gibi, zafer, onların sokaklardaki cesaretiyle, acımasız baskıya rağmen teslim olmayı reddetmeleriyle, farklı bir gelecek vizyonlarıyla ve hep omuzlanan o umutla olacak.

 

Atatürk Türkiye'sinin laik cumhuriyetinden yazan biri olarak, bir konuda çok netim, İran için...

 

Gerçek ve kalıcı dönüşümü sağlayabilecek tek şey, bugün uğruna mücadele edilmesi gereken demokrasi ve laikliktir. Dinlerin kanunları dikte etmediği, kadınların tam eşitliğe sahip olduğu, etnik ve dini azınlıkların korunduğu ve devletin ideolojiye değil vatandaşlara hizmet ettiği laik bir demokratik cumhuriyet, bu yorgun ve kanlı hikayenin finali olmalıdır. Bugün açık açık umut bağlanan Rıza Pehlevi veya herhangi bir geçiş figürü de ithal bir monark veya ABD destekli bir vekil olarak değil, ancak böyle yerli bir süreci kolaylaştırırsa yapıcı bir rol oynayabilir.

 

Şu anda kadar yaşanan protestolar, İranlıların, kendi tarihlerini yazmaya başladığını gösteriyor.

 

Onlara sesleniyorum, Atatürk Türkiye'sinin laik cumhuriyetinden;

 

Kaderinizi, Washington'a asla bırakmayın. İran'ın kurtuluşu, parlak zırhlı yabancı bir şövalyeden gelmeyecek. Kurtuluş, İranlıların "özgürlük, akıl ve kendi kaderini tayin etme" değerleriyle ülkelerini geri almalarından gelecek. Bu mücadele zaten başladı ve kazanmak da sizin elinizde. Bu, Trump'ın size hediye edeceği bir şey değil, ki asla hediye etmesini de beklemeyin! Evet, dünya sizi izliyor. O yüzden de hikayenin, İranlıların, kendi kurtuluşlarının yazarları olarak sona ermesini sağlayın, başkasının müdahalesinin trajik figürleri olarak değil!

Köşe Yazıları