Depremin Kentlerinde... NİYE KİMSE SORAMIYOR?
22 Şubat 2023'te, 6 Şubat 2023 depreminin enkaza çevirdiği şehirlerde on binlerini kaybeden bizlere bir söz verildi, yapılan bir basın açıklamasında!
"Depremzedelere eşya yardımı yapılacak..."
Kaç gün olmuş, kaç ay, kaç sene, hesapladınız mı?
Ben hesapladım!
Ve her hesapladığımda içim daha çok yanıyor; 2 yıl 11 ay 15 gün…
Bu kadar zamanda tek bir kez bile gündeme gelmedi. Kimse bir daha dillendirmedi. Bu konuda sorulanlara hiç kimse cevap vermedi. Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da, aynı basın açıklamasında Soylu'nun her iki yanında duran Hatay Milletvekilleri Hüseyin Yayman ve Adem Yeşildal da "Biz bir söz vermiştik" deyip de, o sözlerinin akıbetine dair bir final yapmadı. 2 yıl 11 ay 15 günlük bir söz nasıl oldu da hiç vicdan ağırlığı yapmadı, en çok da bunu!
Haklısınız, ben soruyorum...
Aslında kaçıncı kez soruyorum, ben bunu bile hatırlamıyorum!
Yine de merak ediyorum,
...cesur biri, onların gözlerinin içine baka baka, 2 yıl 11 ay 15 gün önce verdikleri sözü onlara hatırlatsa, ne derlerdi!? Rahatsız olurlar mıydı? Konuyu bilmemezliğe mi gelirlerdi? Yoksa, rahatsız olduklarını belli etmemek için hemen oradan uzaklaşırlar mıydı?
Soralım ve hatırlatalım, o gün kameralar önünde söz veren yetkililere;
2 yıl 11 ay 15 gündür sizin sözünüzü bekleyen yüzbinlerce depremzede var! 2 yıl 11 ay 15 gündür hayata tutunmaya çalışan yüzbinlerce depremzede, yeni evlerinin eşya masrafını borçla kapatıyor! 2 yıl 11 ay 15 gündür, o 'yardım' umuduyla bekleyenler, unuttuğunuzu hatırlamanızı bekliyor!
Peki, 6 Şubat'tan bu yana ekonomik zorluk çeken bizler de unutsak bazı şeyleri, ama şartlarımızın ağırlığından, gelirimizin eksildiğinden, dün kadar kazanamadığımızdan! Elektrik, su, doğalgaz faturalarımı, “devleti yönetenler unuttuysa, ben de unutayım” diye ödemesem? Ya da trafik cezamı, MTV’yi, emlak vergisini “halının altına süpürürüm” diye bir kenara bıraksam? Ne olurdu? Depremzedeyim diye, "SORUN DEĞİL" der miydi, o kurumlar? "Ödeyemiyor" diye durumu sakince geçiştirirler miydi?
Yok,
İlk aydan önce bir hatırlatma yaparlardı! İkinci ay, sıra ihtarnameye gelirdi! Üçüncü ay, gecikme zammı devreye girerdi! Beşinci, altıncı ay da final yapar, haciz ihbarnamesi gönderirlerdi! Yok bitmedi... Biraz daha geçince o zaman, banka hesaplarına, maaşa, emekli aylığına, evine, arabana haciz de devreye girerdi! Konu, adli sicile işleyen borç kaydıyla da devam ederdi!
Ama ben, her şeye rağmen ödemelerimi aksatmıyorum...
Evimi, işimi kaybettim demeden, faturalarımı ödüyorum...
Peki ya devleti yönetenlerin o UNUTTUK hali ne?
Onların bahanesi ne?
Sahi, sizin bahaneniz ne?
Madem kaynağınız yoktu, o gün neden o sözü verdiniz?
Bugün hala bir çok depremzede konteynerlerde yaşarken soruyorum! 6 Şubat'ın ardından aylar boyunca çadırlarda ya da yarı yıkık evlerde, buz gibi kış gecelerinde battaniyelerle ısınmaya, kırık sandalyelerde oturmaya çalışan onca insan adına soruyorum! Bugün onlara verilen yeni evlerini banka kredileriyle toparlamaya çalışanlar için soruyorum! Enkaz altında kalan eşyalarını her türlü riske girerek evlerinden çıkartmaya çalışanların kırık dökük hayatları için soruyorum!
Siyasetçi etiği dediğim şey, tam da bu noktada ağır bir sınavdan geçiyor.
Üç yıl boyunca ne başka bir bakan, ne başka bir vekil, ne de yetkili bir kurum çıkıp da “bu vaadi neden yerine getiremedik? Yasal engel mi vardı, bütçe mi yoktu, öncelik mi değişti?” diye tek bir açıklama yapmadı. Hatay Valisi’nin, “7269 sayılı Kanun’da yeri yok” demesi bile geç kaldı, tatmin edici değildi. "Depremzedelere eşya yardımı yapılacak" diyenler, bu yasal engeli bilmiyor muydu?
Bu sessizlik, beni, hem bir vatandaş hem bir gazeteci hem bir depremzede olarak öfkelendiriyor. Gazeteciler neden sormuyor, diye soruyorum kendi kendime! "Niye hiç bir gazete o sözü hatırlatan bir manşet atmıyor" diye de! Deprem, eskisi kadar reyting yapmıyor mu? Peki ya vicdan? O da mı reytinge endeksli?
Meselenin özü, o üç isim de değil aslında!
Mesele, bir siyasetçinin halka verdiği sözün ağırlığı!
Bir konuda netim...
Deprem değil, unutulmak öldürüyor insanı. Yine de siz SİZ olun, unutmayın / unutturmayın, bu sözün peşini bırakmayın. Belki bir gün birileri bizler gibi cesaret eder de sorar!