“BİZİ BULUN” İSTEDİK... İKİ KEZ 'HAYIR' DEDİNİZ!
6 Şubat 2023 depremlerinin 3 senesine girerken, hiç bitmeyen ağıtların bir ucunda sallanmaya devam eden acılardan biri de bu... Yakılan ağıtları, derinleşen acıları dindirmesi beklenen iki önergenin de TBMM'de reddedilmesini izleyenler, anlamadı! "Bulunmak isteyen bizleri bulmak istemeyenleri" anlamadı!
O önergelerin ilki, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin 2023 Ekim’inde verdiği önerge. Depremde, enkaz altında kalan ve bulunamayan cenazelerin aranması, kimliklendirilmesi, DNA eşleştirmelerinin yenilenmesi ve kayıp yurttaşların ailelerine iade edilmesi için Meclis Araştırma Komisyonu kurulması istiyordu, bu önergede. 11 deprem kentinin sağ kalanlarının umutla izlediği bu talep, 26 Ekim 2023’te Genel Kurul’da görüşüldü, ama AKP-MHP oylarıyla reddedildi!
İkinci önerge, İYİ Parti eliyle, 2024 Ocak ayında geldi. Özellikle de depremde kaybolan çocukların ve genel olarak kayıp vatandaşların araştırılması, enkazdan çıkan cenazelerin tamamı için kimlik tespiti, DNA örneği alımı, otopsi durumlarının incelenmesi, çocuk kaçırma iddialarının kapsamlı değerlendirilmesi ve kayıpların bulunması için çalışma yapılması talebiydi bu önerge de ama... 23 Ocak 2024’te grup önerisi olarak Genel Kurul’da görüşülmesi bile yapılamadı ve yine, AKP-MHP oylarıyla reddedildi!
Anlamadık, niye reddedildiğimizi anlamadık!
6 Şubat 2023'ün saat 04.17’sinden kurtulan bizler, anlamadık!
Ruhları da bedenleri kadar yara bere içinde olanlardık, iyileşmek istedik, anlamadık!
Bir ömür biriktirdiklerimizin kayıplarını bile erteledik, maneviyatımızı istedik, ama anlamadık!
Bir taneniz bile çıkıp da demedi, "reddettik, çünkü..." diye, o yüzden anlayamadık!
11 deprem kentinin Milletvekilleri de var, Meclis iki kere “hayır” diyenler arasında, bakın onları hiç anlamadık.
Her şeye rağmen, o HAYIR'ların üstünde, yorgun, ama çok güçlü bir ses yükseliyor. Bazen çığlık gibi, bazen fısıltı gibi, bazen dua gibi, bazen de isyan gibi, ama çok güçlü bir ses…
"Bizi bulun…" diyen bir ses, vazgeçmeyen bir ses!
Anneler, babalar, eşler, çocuklar, kardeşler...
Onlar, bulunamayanlar, kaybolup gidenler...
Peki neden?
Neden, “kayıp yakınlarını arayalım” cümlesi bu kadar tehlikeli geldi, o HAYIR diyenlere? Bir kabir taşı dikmek, bir DNA testiyle sonuca ulaşmak, bir ailenin “en azından öldü, burada yatıyor” diyebilmesi, niye bu kadar zor geldi? "Biz, sadece bir mezar istiyoruz. Bir dua okuyabileceğimiz, çiçek koyabileceğimiz bir yer istiyoruz" diyenlerin acısına el uzatmak bu kadar mı zor geldi?
Kim bilir,
...belki o araştırma başlarsa, sadece kayıplar bulunmayacak, ama aynı zamanda “neden bulun(a)madı” sorusunun da hesabı sorulacak! Ve o hesap, belki de çok kişinin rahatsız olacağı yerlere uzanacak!
Bugün, 6 Şubat depremlerinin yaşayanları, hayatta kalanları olarak;
UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ, AFFETMEYECEĞİZ, HELAL ETMEYECEĞİZ!