MENÜ
Tamer YAZAR
Tamer YAZAR
tameryazar@hataybizimmedya.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 38 defa okundu.

SİYASETTEKİ CEPHELEŞME Mİ? MEDYADAKİ CEPHELEŞME Mİ?

Haklısınız,

...siyasette cepheleşmeye hepimiz alışkınız, hatta TBMM'deki yumruklaşmalara, birbirleriyle +18 konuşan politikacılara, dün söylediğini bugün inkar edenlere, verdikleri sözleri unutanlara, hatırlatanlara kızanlara, vatan / millet için yaptıkları siyaseti meslek haline getirip emeklilik hakkı kazananlara, aynı meslek üzerinden zenginleşenlere, kürsü dokunulmazlığını yargı dokunulmazlığı noktasına taşıyanlara, dilinin kemiği olmayanlara, içimizden çıktıkları halde ulaşılmazı oynayanlara...

Yok, bitmedi !

Listemiz çok uzun !

Peki, 'MEDYA' dediğimiz şeyin, bu listeyle ve şikayetlerle ilgisi, ilişkisi, alışverişi nedir ?

Medya sektöründe de benzer bir yol haritası izleyenler var mı ?

Siyasetle olan alışverişinde zenginleşenler, köşe kapanlar, ekstra ödeme alanlar, kalemleri kiralananlar, haberleri satılanlar, güçlünün yanında büyüyenler, daha düne kadar inandıklarını terk edenler, tanınmaz hale gelenler, sipariş üzerine haber yapanlar, hatta bu ilişkileri mafyatik aktörlerle süsleyenler, açık açık siyasetin ve sloganlarının sözcülüğünü yapanlar...

Yok, bitmedi !

Listemiz, burada da çok uzun !

Niye mi bunu konuşuyoruz bugün ?

Geçen gün,

...Sabah Gazetesi'nde, CHP eski lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun bir röportajını okudum, 'Hesap vermek, her CHP'linin namus borcu' başlığında ! Bu eleştiri, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere, son dönemde 'yolsuzluk' soruşturmalarında gözaltına alınan / tutuklanan CHP'li belediye başkanlarını hedef alıyor almasına da, bu söylem, iktidara yakın olduğu açıkça kabul edilen bir gazetede söylendiğinde, işin rengi fazlasıyla değişiyor...

Soru şu;

Bu kadar muhalif gazete ve TV kanalı varken, Kılıçdaroğlu, niye iktidara bu kadar yakın bir gazetede kendi partisini şikayet eder konuma düşüyor ?

Aslında konu sadece Kemal Kılıçdaroğlu da değil, ama CHP'li muhalif isimler, Gürsel Tekin ve Barış Yarkadaş gibi isimler de benzer şekilde, Ankara'daki iktidar odaklarına yakın tv kanallarında ve gazetelerde boy gösteriyor...

Şimdi gelelim asıl konuya...

Kemal Kılıçdaroğlu, Gürsel Tekin ve Barış Yarkadaş gibi, son dönemde CHP içinde ikinci bir CHP vitrini yarattığı söylenen cephe, neden, muhalif medyada kendine yer bulamıyor ? Son Sabah Gazetesi röportajı ile su yüzüne çıkan ve artık giderek daha fazla fısıldanan üstü kapalı sansür, özellikle de bu isimlere neden uygulanıyor ? Muhalif medyanın siyasi tercihleri, bahse konu 'basın özgürlüğünün' neresine konumlandırılıyor ? Politize olduğu söylenen ve sert bir şekilde eleştirilen iktidar medyasının durumu ortadayken, muhalif medya, o politize edilmiş medyanın ne kadar uzağında kalıyor ? Bu uzaklık mı, Kemal Kılıçdaroğlu, Gürsel Tekin ve Barış Yarkadaş gibi isimleri iktidar medyasına yaklaştıran ?

Demem o ki, ki aslında sormak istediğim galiba;

...YANDAŞ ve İKTİDAR yanlısı olmakla suçlanan, politize olduğu için de sert bir şekilde eleştirilen gazete ve televizyonların karşısında ÖZGÜRLÜK sloganları atan muhalif medya, o özgürlüğü kimlere veriyor ? Verirken, hangi kriterleri sıralıyor ? Listesinde, yasaklı isimlere her gün yeni birilerini mi ekliyor ? CHP'deki savaşın miye bir tarafı olmak durumunda kalıyor ?

Tamam da, hangisi daha kötü ?

Siyasetteki cepheleşme mi ?

Medyadaki cepheleşme mi ?

Köşe Yazıları