MENÜ
Tamer YAZAR
Tamer YAZAR
tameryazar@hataybizimmedya.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 81 defa okundu.

BUGÜN SEÇİM OLSA...KİME OY VERİRDİNİZ?

Buna benzer soruları sorup da kamuoyu yoklaması yapan anket şirketlerinden bol ne var, haklısınız ! Ama sosyal medyada da takipçisi fazla isimlerin benzer anketlerine de katılmıyor değiliz... Bazılarımız ASLA PARTİ DEĞİŞTİRMEM diyor, bazıları HAYATIMDAN MEMNUNUM diyor, bazısı OY ATACAK PARTİ KALMADI noktasında duruyor... Sanmayın ki bu cevaplar öyle uzun vadeli hayat planları ! Aksine, öylesine hızlı değişiyoruz ki, ASLA dediklerimize sırtımızı dönüp gitmemiz şaşırtmıyor... O yüzden de hiç bir anket güven vermiyor...

Kararlarımızı etkileyen çok şey var...

Kendimizi tanımladığımız çok şey...

Geçinemiyorum...

Maaşım kiraya bile yetmiyor...

Emekliyim ve hala çalışıyorum...

Çocuklarıma harçlık veremez haldeyim...

Cebimdeki kredi kartlarına mahkum haldeyim...

Bir bankadaki borcumu diğer bir banka kredisiyle kapattıyorum...

Ucuz etin, ucuz ekmeğin kuyrukları da olmasa...

Ne pazar filesi, ne pazar arabası doluyor...

Atanamayan öğretmenlerden biriyim...

Eskiden tek maaşla yaşanıyormuş...

Üniversiteliyim, ama işsizim...

Toprak artık doyurmuyor...

Geçinemiyorum...

Hikayenin o GEÇİNEMİYORUM kısmı, finalini de aynı şekilde yapıyor, bu ülkenin milyonları adına, hatta o milyonları, AÇLIK ve YOKSULLUK sınırının altına mahkum ediyor... Her sene ZAM beklerken, aslında o mahkumiyetten kurtuluşu beklemiyor, ama onu eldekine şükre zorlayan mahkumiyetinin zincirlerinin az biraz gevşemesini umut ediyor sadece...

ABARTMA diyorsunuz bazen !

Haklısınız, "her şey bu kadar kötüyse eğer, niye o TEK OY'un hesabında duranlar, memnun olmadıkları bu hayatın iktidar adresinde değişiklik yapmıyor" diye soruyorsunuz ve sonuna kadar da haklısınız...

Bu ülkede, bahse konu o milyonların yönetiminde etkin olan medyanın hali de bu tablonun çarpıcı dinamiklerinden, aslına bakarsanız !

Bu konuda iki örneğimiz var...

İktidara yakın TV kanalı AHaber'i sürekli takip edip, dinlerseniz, ülkenin KISKANILACAK bir ülke olduğunu, sorunların MUHALİFLER tarafından abartıldığını, emeklilerin öyle abartılacak kadar kötü bir durumda olmadığını, asgari ücretlinin geçim derdi yaşamadığını, ülke kaynaklarının adil ve eşit şekilde bölüşüldüğünü, adalet ve hukukun her şartta ve herkes için işlediğini, cemaati yapıların hep dendiği gibi bir tehdit unsuru olmadığını, siyasetin asla politize edilmediğini, tüm yolsuzlukların ve rüşvet iddialarının hep muhalif siyasi kanatta yaşandığını, siyasetin bir zenginleşme aracı olmadığını, mafyatik yapıların siyasi ilişkilerle / aktörlerle güçlenip büyüdüğü bir Türkiye hikayesinin bir karalama kampanyası oldıuğunu, yoksulluğun hikayesinde artan çocuk işçiliğinin mesleki bir tercih kayması olduğunu, İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılma sebebinin aslında aile denen kurumu koruma amaçlı olduğunu, kadın cinayetlerine  ve kadına yönelik şiddete dair söylemlerin / rakamların abartılı servis edildiğini düşüneceksiniz, ardından da aksi düşünen ve yayın yapanlar için öfke hissedeceksiniz...

AHaber'den çıkıp NowHaber'e kaydığınızda da, tam tersi bir Türkiye manzarasında duracaksınız...

Soma maden kazasındaki ölümleri FITRATINDA ÖLÜM var diyerek normalleştirenleri, orada savrulan tekmeyi, tekme yiyenin halini, tekme atanın kariyer yolculuğunu, kendi Bakanlığına mal satan bir Bakan'ı, Politize edilen din üzerinden tartışmaya açılan Laikliği, her Anıtkabir törenlerinde atılan siyasi sloganları ve o sloganlar için oraya taşınanları, açlık ve yoksulluk sınırı altındaki bir ülkenin gelir adaletsizliğini, muhalif siyasilere ve belediyerine yönelik operasyonları ve kayyum atamalarını, inşaat işçiliğinden kuryeliğe kadar uzanan yelpazede işsiz üniversitelilerin çaresizliğini, Valilik onaylı bağış kampanyalarıyla çocuklarını ölümden kurtarmaya çalışan ailelerin yalnızlığını, her 8 Mart'ta hakları ve yaşadıkları haksızlıklar için yürüyen kadınların gözaltı hallerini, 6 Şubat depremlerinde interneti bile isteye kestiğini söyleyen Bakan'ın 'ÖYLE GEREKİYORDU' derken ki rahatlığını, artık tek maaşla geçinemeyen evleri, o geçim çabasında okulundan uzaklaşan çocukları, 40 yıllık kanlı terör sayfalarının yaratıcısı birine 'KURUCU ÖNDER' demenin cezasızlığını, 6 Şubat depremlerinde tapulu malları kamulaştırılanların isyanını, depremin ilk üç gününde gelmeyen yardımların itirafındaki 'HELALLEŞME' gayretini, enkazların altında kalan bir şehrin (Hatay) Valisinin ve İl Sağlık Müdürünün böylesi bir dönemde siyaset düşünmesini / şehri ve makamlarını geride bırakmasını / buna yol açanların bunu normalleştirmesini, depremde 'EŞYA YARDIMI' sözü veren Ankara'nın unuttuğu depremzedeleri, bu sözün basın toplantısında duranların tek bir açıklama bile yapmamasını, emekliye verilemeyen insani maaş için KALABALIKLAR bahanesini sunanların yeni evlilere DOĞURUN ısrarını ve çok daha fazlasını izlerken ve dinlerken de benzer bir öfke besleyip, yine aksi düşünen ve yayın yapanları anlamaya çalışacaksınız...

Peki,

...gerçeğimiz hangisindeki Türkiye !

Her şey tümden mi kötü ?

Her şey tümden mi iyi ?

Şimdi, her iki kanalı ayrı ayrı izlerken yapılan o anket sorusu yine tekrarlasın kendini ve düşünelim !

"Bugün seçim olsa, kime oy verirdiniz" ?

Köşe Yazıları