MENÜ
Tamer YAZAR
Tamer YAZAR
tameryazar@hataybizimmedya.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 11 defa okundu.

Hatay'dan Kahramanmaraş'a... 11 DEPREM'İN VİCDAN BORCU!

Türkiye'ye, YANDAŞ olmak yerine HALK adına gazetecilik yapan, ne SAĞ'da ne de SOL'da duran, ama adalet için haber peşinde koşan gazetecilerin çok da kalabalık olmadığı bir ülke.

Bugün, iki örneğim var.

İkisi de deprem şehirleri adına.

İlk örneğim, kendi şehrim Hatay için, diğeri, 6 Şubat 2023 felaketinin 11 deprem kenti için.

6 Şubat'ta binlerce insanımız öldü, Hatay'da. Antakya ve Defne, yerle bir oldu. "YOK OLDUK" desem, abartır mıyım? HAKKINIZI HELAL EDİN denecek kadar yalnızdık, o ilk gün, ikinci gün ve... Bugün 5G reklamlarının yapıldığı Türkiye'de, ALO diyemedik. İnternetimizi Ankara'dan kesenlerin ÖYLE GEREKİYORDU demesinde durduk, ama anlamadık.. Enkazların altından sevdiklerimizi çıkartamadık. Bulamadık. Bulamadıklarımızı KAYIP hanesine yazıldılar. ARAŞTIRILSIN istedik. TBMM'de bunun için verilen önergeye HAYIR dediler. HAYIR diyenleri de anlamadık.

Anlaşılan, onlar da bizi anlamamış, bunu anladık.

Hayatlarımızı, sahip olduklarımızı, birbirimizi, şehrimizi, geleceğimizi, biriktirdiğimiz her şeyimizi kaybettik, ama en büyük kaybımız, böyle bir zamanda, onca enkazın içinde bağıra çaığıra sevdiklerini arayanların yanı başın olması gerekenlerdi!

6 Şubat 2023 depremlerinden sonra milletvekili aday adayı olmak için, 15 Mart 2023’te (depremin 39. günü) görevinden istifa ederek Hatay’ı terk eden Vali, 6 Şubat'ın enkazının içindeki şehre veda ederken, "Beş yıldır yürüttüğüm Hatay Valiliği görevinden, devlet büyüklerimin de müsaadeleri ile, 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılacak olan Milletvekili seçimlerinde, memleketim Sivas’tan ‘aday adayı’ olmak üzere ayrılmış bulunmaktayım" dedi demesine de...

Anlamadık, zamanlamayı...

Anlamadık, buna onay verenleri...

Anlamadık, böyle bir zamanda gidişi...

Anlamamızı istedi belki ama, biz, anlamadık!

Binlerce ölüsü ve yaralısı varken, taş üstünde taş kalmamışken, hasteneler işlevsiz kalmışken, yıkılmışken, yıkıntılar arasında çalışanlar da hastalar da kalmışken, Vali gibi, Hatay'ın İl Sağlık Müdürü'nün de benzer bir sebeple, 16 Mart 2023’te (depremin 38. ve 39. günü) Hatay'ı terk edip gitmesini de hiç anlamadık.

Giden Vali'ye, yeni görev yerinde kaç gazeteci sordu, NİYE BUNU YAPTINIZ diye? Kaç gazeteci, kendi gazete manşetleri üzerinden, bu yaşananlar için onu açık açık eleştirdi? Hatay'ın gazetecileri, bu gidişi kaç kere manşetine taşıdı? TV / Radyo programlarında bu konuyu kaç kere tartıştı? Peki, Hatay Cumhuriyet Başsavcısı'nın, deprem sorumlularının araştırılması talebinin sonraki Vali tarafından işleme alınmamasını kaç kere haberleştirdi, aynı gazeteciler? Buna dair, yeni Valiye kaç kere sordular? Adalet adına o sorulması gereken soruları cevapları noktasında ne kadar zorladılar?

Yok,

Yeterince sormadık...

Yeterince sorgulamadık...

Yeterince gündemde tutmadık...

Depremin ikinci haftası oldu... Bu defa, 3 kişinin, 22 Şubat 2023 tarihinde (depremin 16. günü), Hatay AFAD İl Koordinasyon Merkezi’nde kamuoyunun karşısına geçip, 6 Şubat 2023 depremlerinde ayakta kalabilmiş, riskli binalardan kalan sağlam eşyalarını çıkartma telaşına düşmüşlere omuz verişlerine şahitlik ettik. Ölüm pahasına, elde avuçta kalanı kurtarmaya çalışanlara verilen bir omuzdu o! Çaresizliğe, YALNIZ DEĞİLSİNİZ deyişiydi! Yarının belirsizliğine BURADAYIZ / SİZİNLEYİZ demekti!

Dönemin İçişleri Bakanı ve 2 Hatay Milletvekiliydi, omuz verenler.

Eşyalarını kurtarmaya çalışırken hayatlarını tehlikeye atanlara DUR dediler, YAPMAYIN, BUNA GEREK YOK diye de eklediler, DEPREMZEDE VATANDAŞLARA EŞYA YARDIMI YAPACAĞIZ sözünü hep beraber seslendirdiler.

Üzerinden tam 3 yıl geçti...

Peki, o SÖZ'e ne oldu?

Eşya yardımına ne oldu?

Unutuldu mu?

Peki, biz gazeteciler, bu sözü ne kadar gündeme taşıdık? Hatay'ın o SÖZ veren iki milletvekiline bu SÖZ'ü kaç kere sorduk? Tutulmayan o SÖZ'ü niye yeterince sorgulamadık? Fırsat bulduğumuz her noktada, 'tutulmayan' o sözü onlara niye hatırlatmadık? Niye, en azından sebeplerini öğrenmeye çalışmadık?

 

Bugün, konteyner evlerinden deprem konutlarına geçerken, borç harç topladıkları paralarla evlerine eşya almaya çalışanların yoksul ve yorgun halleri, benim sebebim! Ben de bir depremzedeyim, gazeteciyim, sanırım bu da vicdan mevburiyetim!

Soruyorum, sormaya da devam edeceğim.

O yüzden de unutmuyorum, unutturmayacağım.

Siz de unutmayın, unutturmayın...

Köşe Yazıları