ÖCALAN'IN NEVRUZ MESAJI... SÜREÇ DE VAR, ORTADOĞU DA!
TBMM'de, PKK'nın silahları bıraktığını söylemesiyle başlayan BARIŞ sürecinin NEREDEYİZ ve de NEREYE GİDİYORUZ kısmında çok da önümüzü o DETAYLAR başlığında göremesek de, HER ŞEY YOLUNDA diyenlerin Ankara'sının rehberliğinde, hep beraber yürüyoruz.
NEREYE diye sormayın, ben de bilmiyorum ama, BARIŞ denenin de yorgunluğundayız.
Haklısınız, biraz bugüne bakalım...
Kurulan masanın bir köşesine oturtulan Abdullah Öcalan'ın son açıklamasına...
Nevruz'un Diyarbakır meydanlarına topladığı o büyük kalabalığa okunan mesajına...
Açıkçası, PKK'nın İmralı'daki lideri Abdullah Öcalan'ın, Diyarbakır'da on binlerin katılımıyla kutlanan Nevruz için gönderdiği mesajın içeriği okunmadan önce bana sorulsaydı, Türkiye'de devam eden sürece dair mesajları net bir şekilde vereceğini söyler, hatta bu süreci şu ana dek şaşırtıcı bir şekilde omuzlayan Devlet Bahçeli gibi isimleri de bir şekilde anacağını dile getirirdim ama...
Bu olmadı!
Genelde, üstü kapalı bir şekilde, ORTAK YAŞAM vurgusu yaptı yapmasına da, bunu yaparken de oldukça vurucu kelimeler kullandı, PKK lideri.
Mesela;
-Ortadoğu özelinde yaşanan bastırma, yok sayma, düşmanlaştırma politikalarının yarattığı ayrılıklara değindi, ki bunu yaparken de, belki de, Kürtlerin ve Kürt siyasetinin yıllardır ötelenen, yok sayılan, bastırılan beklentilerinin ilk kez bu denli gündeme gelip tartışılmasına işaret etti.
-"Bize yaşatılmak istenen trajedileri tersine çevirip, halkların özgürlük ortamına çevirebiliriz" diyerek, Türk ve Kürt halkları adına "düşünün" dedi ya da.
-Sünni, Şia devlet gelenekleri, milliyetçi gelenekler aşıldıkça, halklar arası özgür birliktelik imkanının altını çizdi, ki Türkiye'de bu anlamda MHP ve liderinin açtığı yol da buna dairdi, MHP'nin kemikleşmiş siyaset algısının ve söylemlerinin aşılması en çok da.
-Bugün artık yeni bir sayfa açıldığına dikkati çekerken, bu coğrafyadaki halkların, özgürce bir arada yaşamasının yolunun da bu şekilde aralandığını paylaştı.
-Dar milliyetçi anlayışları aşmanın, birlikte var olabileceğimize inanmanın öneminde durdu, milliyetçiliği ve mezhepçiliği 'HASTALIK' olarak ilan etti.
Bu senenin Diyarbakır nevruz meydanlarının da Öcalan gibi mesajlarla yüklü olduğunu söylemek gerek, özellikle de UNUTULDU sanılan Selahattin Demirtaş'ın posterlerinin çokluğu noktasında!
O mesaj kalabalığında saçlarını örenler de vardı, çalınan müzikler eşliğinde halay çekenler de, zafer işareti yapıp coşkuyla poz verenler de.
Eldeki bir diğer gerçekse,
...bu meydanlardan çıkan mesajlar, meydanlarda biriken beklentiler, bu meydanlara yüklenen anlamlar kadar, bu meydanların sarı / kırmızı / yeşil kalabalığını, zılgıtlarla çekilen halaylarını, o halaylara katılanların kendi politik çizgilerine olan sadakatini hala ciddi bir risk olarak görenlerin varlığı!
Anlayacağınız, beraber yürümeye çalıştığımız bu yol, zor bir yol.
Virajları çok keskin bir yol. Aydınlatması yeterli olmayan bir yol. Sağlı sollu şarampolleri olan bir yol.
En azından bu defa, şoförlere güvenebilir miyiz?