MENÜ
Tamer YAZAR
Tamer YAZAR
tameryazar@hataybizimmedya.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 66 defa okundu.

TRUMP'IN SAVAŞTIKLARI... TRUMP'A KARŞI KAZANDI!

Amerika'da ikinci dönem başkanlığının en büyük kaybını, 3 Kasım 2026’da yapılan ara seçimlerde yaşayan Donald Trump, Demokratlara karşı hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da çoğunluğu kaybetti.

Aslında oldukça rahattı! Öyle ki, eyalet eyalet düzenlediği kalabalık mitinglerinde bolca dans (!) etti, rakipleriyle dalga geçti, hatta onlara hakaret edip hedef gösterdi ama, bu defa o çok bildik öfke ve nefret dili işe yaramadı.

Başlıkta da dedik ya;

Trump'ın savaştıkları, Trump'a karşı kazandı!

En dikkati çekeni, LGBT topluluğuna karşı açtığı savaşa karşın, ABD seçmeni, Chris Pappas'ı (New Hampshire, Demokrat) Senatör olarak Washington'a gönderdi. Tabi, Abdul El-Sayed de unutulmaması gerekenlerden! Trump'ın, bir çok yerde "acımasız, şiddet yanlısı bir cihatçı" ve "cihatçı kaçık" dediği ve Müslüman kimliği üzerinden hedef gösterdiği El-Sayed (Michigan, Demokrat) de ABD seçmeninin "biz aslında neydik" sorusunun en net cevaplarından biri oldu ve göçmenlerin Amerika'sına kendi rüyasını bir kez daha hatırlattı. Yorgun ve yoksul düşürülen o rüyanın en değerli parçalarından biri mi? ABD seçmeni, ilk yerli Amerikalı kadın senatör olarak, Peggy Flanagan'ı (Minnesota, Demokrat; White Earth Nation üyesi) da Washington'a gönderdi.

Özetle, Trump;

...ABD'nin göçmenler ülkesi kimliğinde yaratmaya çalıştığı zengin beyaz kimliğini seçim sandığından çıkartamadı.

Anlayacağınız,

...göçmenler, LGBT kimliğinde duranlar, siyahiler, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı'nın (ICE) ülke genelinde yarattığı polis şiddetinin kurbanı olanlar, yoksul Amerikalılar, ülke kaynaklarının kişisel tercihlerle açılan savaşlara akıtılmasına 'dur' diyenler, kendinden önceki ABD Başkanlarının uluslararası kamuoyu önünde açık açık küçük düşürülmesinden sıkılanlar, ülkeyi yönetenlerin kullandığı öfke ve nefret dilinden bıkanlar, gazetecileri ve gazeteleri YANDAŞ ve MUHALİF diye ayıran eldeki başkentin bu tek adam şovuna 'artık hayır' diyenler, son seçimlerde asıl kazananlar.

Trump'ı bir çok mitinginde izleyen ve dinleyen biri olarak, onun Abdul El-Sayed noktasında yaratmaya çalıştığı algıya çok takıldım. Hatta bir yerdeki konuşmasında, 11 Eylül saldırılarına göndermeler yaparak, El-Sayed'in Senato'ya girmesine izin verilmeden önce "özel bir metal dedektöründen geçmesi gerektiğini" savunmuş, daha da ileri gderek, ABD yönetiminde yeri olmadığını söylemişti.

Duralım mı, şu 11 EYLÜL ve TERÖR başlığında!?

Hani, Abdul El-Sayed'i bu kadar ŞÜPHELİ hale getiren Trump ve Yönetimi başlığında en çok da ama...

Sahi,

...daha düne kadar, El-Kaide'nin Suriye'deki lideri olan, Ebu Muhammed el-Culani adıyla CIA tarafından başına ödül konulan Ahmed eş-Şara'yı, Beşar Esad'ı devirmesinden 11 ay sonra, Suriye lideri olarak Beyaz Saray'da kabul eden ve ağırlayan kendisi değil miydi? Aslında kendisi de bu gerçeğin farkındaydı ve VIP ziyaretçilerini her zaman karşıladığı Batı Kapısın'dan almadı Ahmed eş-Şara'yı ve arka kapıdan, sessiz sakin bir şekilde misafir etti.

Afganistan'ı unuttuk mu?

Trump'ın görevde olduğu Şubat 2020'de yapılan Doha Anlaşmasıyla beraber Amerikan askerlerinin ülkeden çıkışı netleşirken, Kabil'in Taliban'ın eline düşmesine üstü örtülü destek verilmesini unuttuk mu? Hatta o dönem bu konuda konuşan, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı, 2021 yılında, ABD birliklerinin Afganistan’dan çekilme sürecini ve tahliye operasyonlarını yöneten General Frank McKenzie, anlaşmanın, Afgan hükümeti ve ordusu üzerinde "öldürücü etkisi" olduğunu ifade etmişti.

Demem o ki, Abdul El-Sayed'i cihatçı ilan eden ve Amerikan halkı için bir polis devleti inşa eden Trump, bence aynaya daha yakından bakmalı ve "asıl cihatçı kim" sorusuna cevap vermeli.

Günün özetinde, tekrar tebrikler!

Amerikan Rüyası, yeniden hayatta!

Rüyasından vazgeçmeyenlere selam olsun...

Köşe Yazıları