MENÜ
Mithat ÖZTÜRK
Mithat ÖZTÜRK
mithatozturk@hataybizimmedya.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 55 defa okundu.

HA TENEKE HA BETON!..HATAY'DA NE DEĞİŞTİ?

Üç yıl önce, yaşadığımız 6 Şubat ve 20 Şubat depremleriyle ilgili büyük  felaketin ardından "Hatay normale döndü, Hatay ayağa kalkıyor demek" ne kadar güzel?.. ya da ne kadar gerçekçi?..

6 Şubat Depremi'nin üzerinden geçen süre üç yılı tamamlarken Hatay'da;

insanından hayvanına, dağından nehrine, sulak alanlarına, zeytinliklerinden mandalina bahçelerine doğanın tüm parçaları varoluşlarını sürdürmekte zorluk yaşıyor.

Depremzede Hataylı esnafın hâlâ ağır vergisel yükler altında ezildiğini görüyoruz.

Esnaf konteynerde, evine geçememiş durumda. Ama ondan vergi isteniyor.

Deprem sonrası ilan edilen 'MÜCBİR SEBEP' uygulamasının 2024’te büyük mükellefler için sona erdiğini, küçük esnafa ise sadece bir yıl daha uzatıldığı ortada.

Hâl böyleyken esnafı, tüccarı sosyo-ekonomik anlamda nasıl ayağa kalkacak?

Zaten bölgede yoksulluk, işşiz lik almış başını gidiyor...

Mevcut siyasi erkin, depremin yaralarını sarmak noktasında yaptığı çalışmalara ve açıklamalara kanımca bardağın dolu ve boş tarafından bakmak lazım gelir diye düşünüyorum.

"Deprem bölgesinde en fazla ev ve iş yerinin inşa edildiği Hatay'da, 133 bin 685 konut, 12 bin 868 köy evi ve 7 bin 202 iş yeri olmak üzere toplam 153 bin 755 bağımsız bölüm hak sahiplerine teslim edildiği ifade edildi."

Depremin yaraları kapanmak şöyle dursun, özellikle yıkımın çok olduğu ilçelerde sanki hiçbir canlı yokmuşçasına sürdürülen TOKİ inşaatları yeni sorunların ve sıkıntıların ortaya çıkmasına neden oluyor, yaralar iyileşmek yerine derinleşiyor.

Depremin yaralarını sarmaya çalışan Hatay’da, inşa ve ihya çalışmaları tüm hızıyla sürerken TOKİ konutlarının yükselişi vatandaşlar arasında farklı duygulara yol açıyor.

Görüşlerine başvurduğumuz Hataylılar, konutların yükselmesinden memnun olduklarını ancak kentin kimliğini, ruhunu yitirdiğini düşünüyor.

Öte yandan hak sahiplerine teslim edilen konutlardaki eksiklikler depremzedeleri bezdiren halde yol alıyor.

Konutlara yerleşmeyi bekleyen gerek konteyner kentlerde gerekse şehir dışında yaşayan ya da kendi imkanlarıyla kirada olan binlerce depremzede ise bir an önce nefes almak istiyor.

Hepimizin malumu olan insanoğlunun ihtiyaçlar hiyerarşisinde barınma olgusunun ilk ve temel ihtiyaç olduğu aşikâr.

 

Bir taraftan Hatay'da alt ve üstyapı yatırımlarının yanı sıra depremzedelerin sosyal yaşamlarının iyileştirilmesine yönelik çalışmalar yürütülüyor.

 

Mesai mefhumu gözetmeden gecesini gündüzüne katan başta Vali Masatlı'ya, bazı belediye başkanlarına, bazı milletvekillerine, sivil toplum dinamiklerine ve sahadaki emekçi kardeşlerimize hummalı ve iyi niyetli çalışmaları için bir Hatay sevdalısı olarak teşekkür etmek isterim.

Bir taraftan da;

Eğitim ve sağlık ihtiyaçlarını, ulaşım, elektrik, su, internet gibi alt yapı sorunlarının çözümünü geri planda tutarak yalnızca barınma sorununu çözme amaçlı sürdürülen hızlı bir şantiyeleşme ve inşaat süreci yaşanıyor.

Bir çelişkili durum almış başını gidiyor vesselam...

6 Şubat depreminin üzerinden tam 1096 gün geçti. Acının, yıkımın, kaybın izleri hâlâ dipdiri dururken...

Bunca kaybın, bunca acının, bunca yıkımın ardından "elle tutulur bir muhasebenin veya objektif bir yaklaşımla hukuksal çerçevede sorumlu olmaması" toplumsal hafızamıza yaralayıcı bir iz bırakmaktadır.

On binlerce insanımız toprağın altında kalırken, kaybolurken; zaman zaman oysal kaygılarla imar affı veya imar barışı yöntemlerle var olan yapı stokları, ihmaller, denetimsizlikler, rant düzeni ve siyasi sorumsuzluklar hâlâ toprağın üstünde dolaşıyor.

Tüm bu olup bitenler ışığında siyasilerin deprem bölgesine yönelik olarak karşılıklı ne fayda sağlar beyanatlarına, atışmalarına ne demeli?

Hizmetin siyaseti olmaz şiarıyla kelam edeceksek;

Hatay'ın yeniden ayağa kalkması için rozeti bir kenara bırakarak hizmet edilmesi gerekiyor.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın:

"Deprem bölgesine sen kaç defa geldin?

Deprem turistleri gitti, biz buradayız sizlerle beraberiz.

Enkazların önünde selfie çekip sosyal medyadan atanlar vardı.

Afetzedelerimizin üzüntüsünü içtenlikle paylaşmak yerine deprem turisti gibi ortalıkta dolananlar vardı." çıkışı

ya da

CHP Lideri Özgür Özel'in:

"Bugün 50. ziyaretim deprem bölgesine. Erdoğan'ın kendisi 38 kere gitmiş. " açıklaması.

 

Nitekim yaşanan siyasi gerilimin bir an önce son bulmasını, siyasilerin enerjilerini Hatay'ın yeniden toparlanıp ayağa kalkması yönünde kullanmaları gerektiğini hatırlatıyoruz.

 

Bir olursak güçlü oluruz. Acılarımız azalır, yaralarımızı daha kısa sürede sararız.

 

Ve böyle felaketleri bir daha yaşamamak için ortak mücadele etmeliyiz.

 

Yoksa!..

Ha teneke ha beton yaşam!.. Doğal afetlere karşı hep kırılgan bir yaşam.

Şehrimizde havanda su döveriz. Daha çok can acıtırız.

 

Asrın felaketinden bu yana zaman dördüncü yıla evrilirken;

 

YARALIYIZ, ACILIYIZ, HÜZÜNLÜYÜZ...

Yitirdiğimiz can kayıplarımızı rahmetle, saygıyla, özlemle anarken hepimize metanet diliyorum...

 

Her daim kardeşliğimizi ve umudumuzu birlikte büyütmek için el ele, omuz omuza olalım lütfen...

 

6 ŞUBAT DEPREMLERİNİ UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!..

Sevgi ve dostlukla...

 

Köşe Yazıları