EĞER!..
Bu bir “kötü sezon” hikâyesi değil.
Bu, göz göre göre gelen bir çöküşün belgesidir.
İki sezon…
İki lig…
Kaybetmek futbolda vardır.
Ama Hatayspor artık sadece kaybetmiyor;
kaybetmeyi normalleştiriyor.
Asıl tehlike de tam burada başlıyor.
Çünkü bir kulüp yenildiği için değil,
yenilmeye alıştığı için biter.
Bu çöküşün en acı tarafı ise skorlar değil…
Sessizliktir.
Ne yönetimde bir vizyon var,
ne şehirde güçlü bir sahiplenme,
ne de geleceğe dair inandırıcı bir plan…
Sahada mücadele yok.
Tribünde inanç yok.
Kulübün arkasında duran bir irade yok.
Peki ne var?
İlgisizlik var.
Sorumluluktan kaçış var.
Sakaryaspor maçında “tribünler boştu” diyorlar.
Hayır…
Tribünler boş değildi.
Tribünler terk edilmişti.
Bu, bir takımın değil;
bir şehrin yavaş yavaş vazgeçmesidir.
Bugün Hatayspor’un en büyük sorunu sahipsizliktir.
Ve açık konuşalım!!
Bu kulüp doğru yönetilmiyor.
Plan yok.
Strateji yok.
Kurumsal akıl yok.
Sadece günü kurtarma çabası var.
Oysa değişmeyen bir gerçek vardır;
Günü kurtaranlar, yarını kaybeder.
Gelecek sezon 2. Lig…
Peki zihniyet değişmedikten sonra bunun ne önemi var?
Bugün düşersin, yarın yine düşersin.
Çünkü sorun lig değil, bakış açısıdır.
Bir örnek uzağımızda değil.
Bursaspor…
Yıllarca savruldu, düştü, dağıldı.
Ama bir şeyi doğru yaptı!
Şehir ayağa kalktı.
Taraftar susturulmadı,
aksine sesini yükseltti.
Sorumluluktan kaçanlar rahat bırakılmadı.
Kulüp sahipsiz bırakılmadı.
Kenetlendiler.
İradeyi zorladılar.
Ve en önemlisi!
Batan gemiyi terk etmediler.
Ayağa kaldırdılar.
Biz ne yaptık?
Sustuk.
İzledik.
Kabullendik.
Ve en kötüsü…
Alıştık.
Eğer bu taraftar yeniden ayağa kalkmazsa,
eğer bu kulüp gerçek sahiplerini bulmazsa,
eğer hesap sorulmazsa…
Hatayspor’un yeri ligler değil,
unutulmuşluk olacaktır.