MENÜ
Mithat ÖZTÜRK
Mithat ÖZTÜRK
mithatozturk@hataybizimmedya.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 234 defa okundu.

21. YÜZYIL KAFATASÇILARI!

Kıymetli okurlarım, merhaba.

İzninizle bugün biraz sohbet, biraz da ufuk turu yapmak isterim.

Malumunuz, ülke gündemi zaten başlı başına bir dert yumağı...

Gelir dağılımındaki adaletsizlikten zamlara, yoksulluktan açlığa, işsizlikten emeklilerin geçim sıkıntısına; asgari ücretlinin ay sonunu getirme mücadelesinden kadına yönelik şiddete, çocuk istismarından eğitime, sağlıktan dış politikaya kadar say say bitmiyor.

Siyasi partiler...

Ali Cengiz oyunları...

Özelleştirmeler...

Adalet, Yargı... 

Yeni anayasa tartışmaları...

“Terörsüz Türkiye” söylemi...

Toplumsal barış...

Yanı başımızdaki savaşlar ve çatışmalar...

Küresel güçlerin bitmek bilmeyen iştahları...

Enerji savaşları...

Daha nice konu başlığı var.

Milletin kafası zaten allak bullak!

Tam da böyle bir ortamda...

CEP TELEFONUM ISRARLA ÇALDI!

Ankara merkezli olduğunu söyleyen bir araştırma şirketi arıyordu.

Türkiye gündemine ilişkin bir anket yapmak istediklerini söylediler.

Ben de:

“Buyurun...” dedim.

Ve sorular başladı.

Soru 1:

“Alevi misiniz, Sünni misiniz, Kürt müsünüz, Arap mısınız, Hristiyan mısınız, Türk müsünüz?

Kendinizi ne olarak ifade ediyorsunuz?”

Bir an durdum.

Sonra içimden:

“Hadi oradan be!”

demek geldi.

Ardından ikinci soru:

“14 Mayıs 2023 Genel Seçimleri'nde hangi partiye oy verdiniz?”

İşte orada mesele benim için daha da netleşti.

Yahu arkadaş!

Hiç mi utanma yok?

yüzyılda hâlâ insanı mezhebine, etnik kökenine, inancına, siyasi tercihine göre tasnif etme merakı nedir?

İnsanı önce insan olarak görmek bu kadar mı zor?

Sen “sucu musun, bucu musun?” diye soracaksın...

Sonra da aldığın cevaba göre bir yere koyacaksın.

Etiketleyeceksin.

Kategorize edeceksin.

Yaftalayacaksın.

Ötekileştireceksin.

Sonra da adına “araştırma” diyeceksin!

Yok öyle yağma!

Bu ülkenin insanlarını birbirine karşı konumlandıran, toplumun fay hatlarını kaşıyan, etnik ve mezhepsel kimlikler üzerinden ayrıştırıcı bir anlayışı normalleştiremeyiz.

Çünkü bu topraklarda farklılıklarımız var.

Hem de çok.

Ama bu farklılıklar bizim zenginliğimizdir.

Alevi'siyle, Sünni'siyle...

Türk'üyle, Kürt'üyle...

Arabıyla, Çerkesiyle...

Lazıyla, Türkmeniyle...

İnananıyla, farklı inançlara sahip olanıyla...

Farklı siyasi düşüncelere sahip insanlarıyla...

Hepimiz bu ülkenin insanlarıyız.

Mesele de tam burada başlıyor.

Bir insanın hangi mezhepten olduğu değil, insan olup olmadığıdır mesele.

Hangi etnik kimliğe sahip olduğu değil, ahlakıdır, vicdanıdır, adalet duygusudur.

Hangi partiye oy verdiği değil, ülkesine ve insanına karşı sorumluluğudur.

Ama ne yazık ki hâlâ insanları kimlikler üzerinden okumaya çalışan bir zihniyet var.

Bu zihniyet bazen siyasette karşımıza çıkıyor.

Bazen medyada...

Bazen sosyal medyada...

Bazen de karşımıza çıkan bir anket sorusunda!

Oysa artık şunu anlamamız gerekiyor:

21. yüzyıldayız!

İnsanlığın uzaya araç gönderdiği, yapay zekânın hayatımızın her alanına girdiği, dünyanın saniyeler içerisinde birbirine bağlandığı bir çağda...

İnsanları hâlâ kafatasına, mezhebine, etnik kökenine veya siyasi tercihine göre değerlendirmek...

Gericiliğin de ötesinde bir zihniyet sorunudur.

Kafatasına bakarak insan tanımlamaya çalışanlara da, insanları kimlik kutularına sıkıştıranlara da söyleyecek tek sözüm var:

Yeter artık!

Bu ülkenin insanının ihtiyacı daha fazla ayrışmak değil;

daha fazla adalet,

daha fazla özgürlük,

daha fazla refah,

daha fazla demokrasi

ve en önemlisi...

Daha fazla kardeşliktir.

Milletin sofrasında ekmek küçülürken, gençler gelecek kaygısı yaşarken, emekli geçim derdine düşmüşken, kadınlar ve çocuklar şiddetin gölgesinde yaşarken...

Bizim hâlâ birbirimizin kimliğini kurcalamamızın ne anlamı var?

Asıl sorulması gereken soru şu:

Sen Alevi misin, Sünni misin, Türk müsün, Kürt müsün, Arap mısın?

Değil!

Asıl soru:

Adil misin?

Vicdanlı mısın?

Haktan yana mısın?

İnsandan yana mısın?

Kul hakkından korkuyor musun?

İşte mesele budur!

Çünkü insanı insan yapan kafatası değil;

vicdanıdır.

Ve unutmayalım:

Kimliklerimiz farklı olabilir.

Dillerimiz farklı olabilir.

İnançlarımız farklı olabilir.

Siyasi tercihlerimiz farklı olabilir.

Ama hepimizin ortak bir vatanı, ortak bir geleceği ve ortak bir yaşam hakkı vardır.

Bu nedenle...

İnsanları bölüp parçalamaya, birbirine düşman etmeye, kin ve nefret üzerinden siyaset üretmeye çalışan anlayışlara artık prim vermeyelim.

Çünkü bu ülke, kafataslarının değil; insanların ülkesidir!

Ve son sözüm:

Kafatasçılığınız da, ayrıştırıcılığınız da, ötekileştiriciliğiniz de yerin dibine batsın!

Yeter artık!

İnsanları kimlikleriyle değil, insanlıklarıyla değerlendirelim.

Çünkü başka Türkiye yok!..

Köşe Yazıları