TAHAMMÜL SEVİYEMİZ... TUTUKLAYIN BUNU!
TIKTOK'tan Instagram'a, Twitter'dan Facebook'a, 'kendimize' ya da 'hayatlarımıza' benzetemediğimiz, kendi kalıplarımıza uyduramadığımız şeylere karşı garip bir reaksiyonumuz var ve bu durum artık öylesine kemikleşti ki, sosyal medya polisleri / jandarması gibi çalışmaya başladık.
Aslına bakarsanız,
...bu tür sosyal medya alanlarının kendi iç işleyişi var, hatta şikayet etmek istediğinizde, size ciddi ciddi bir yol haritası sunan politikaları da ama, bizler bu yol haritasında ilerlemek yerine, 'bana uymuyor' dediğimiz şeyleri alıp, bir de altına Emniyet / İçişleri dahil, tüm güvenlik kurumlarını etiketleyip, herkesi göreve çağırıyoruz.
Garip bir, TUTUKLAYIN BUNU / BUNLARI ruh halimiz var da, nereye kadar!?
Tamam da, bir gün aynı şeyi kendimizin de yaşamayacağı ne malum!?
Aslına bakarsanız,
...şunu bir anlasak mı?
Herkes, bizim gibi ne düşünmek, ne yaşamak, ne de inanmak zorunda değil. Bu, yolda ambulansa yol vermeyen bir aracın vidoosuna 'ilgili güvenlik kurumlarını etiketleyip' şikayet etmek gibi bir şey değil. Bunu tabi ki yapın; şiddet içeren, tehdit kokan, herkes için güvenliği riske sokan her şey için yapın hatta, ama öyle örnekler var ki, fazla zorluyoruz!
Mesela, +18 denen o sınırı zorlayanlar...
Dini inançları üzerinden propaganda yapanlar...
Siyaseten size çok aykırı ideolojilerini paylaşanlar...
Hatta bir tanesine denk gelmiştim... Pavyonda çalışan bir kadın, her gün nasıl bir koşuşturmaca içinde olduğunu anlatıyordu, sosyal medya hesabında. Çalıştığı pavyondan görüntüler paylaşıyor, hayatının aslında ne kadar zor şartlar altında ilerlediğini de. Bu hesabın finalinde ise, aynı kadının, bu hayatından sıyrılıp, kapandığı görüntüleri yer alıyordu.
"Bunları yaşadım, ama artık hikayem bu" diyen ve anlayana da çok şey anlatan görüntülerdi bunlar.
Bu tür hikayelerle, hatta çok daha fazlasıyla, zaten iç içe yaşamıyor muyuz? Omuzladığımız o hikayelerle, birbirimizin yanından geçiyoruz hemen her gün. Bazen sessizce, bazen bağıra çağır yanı başımızdan geçen o hikayeler, usulca birbirine dokunuyor, ara ara çarpışıyor, bazen göz göze bile geliyor.
Demem o ki,
...bize uymayan herşeyden, üzerine "tehlikeli madde" yazarak kurtulamayız. Kendimize uymayan, hayatlarımıza değmesini istemediğimiz her şeyi yasaklatamayız. Sosyal medya polisi / jandarması gibi davranıp, herkese 'ARANIYOR' etiketi yapıştıramayız.
Geçen bir tanesi şunu demiş; "ekranda müstehcen kıyafetler giyip, hediye topluyor"! İçimden, "o, bunları yaparken ve yaptıkları da senin hayatına bu kadar tersken, senin orada ne işin var, bu tür hesapların yaşam alanında ne işin var" diye sordum. "Aramadan bulamayacağın bu kişilerle denk gelme gayretin ne" diye en çok da. Düşünün, bir tercih hakkımız var! Doğru mu? İzlemek ya da izlememek! Sevmek ya da sevmemek! Hatta, sevmediniz mi, yorum yazın altına, hatta sosyal medya hesabına şikayet edin! Ya da en iyisi, orayı terk edin, size uyan alanlarda nefes alıp verin! Bu tür alanları da diğerlerine bırakın!
Herkesi sevmek zorunda değiliz, herkes de bizi sevmek zorunda değil.
Ben mesela!
Toplumsal ve siyasi konularda çok yazan biri olarak, benimle aynı düşünmeyen bir çok kişiden o kadar çok ağır küfürler ve tehditler aldım ki uzun bir zaman, en sonunda, yazılarımı ve paylaşımlarımı yorumlara kapatmak zorunda kaldım. Bunu yaparken de ne bir hesabı şikayet ettim ne de tek tek tespit edip, Emniyet ya da İçişleri etiketlemeleriyle, onlar için "TUTUKLAYIN" sloganları attım.
Sorun şu ki, işimize geldiğinde kurallarımız hep var.
Ankara'da yaşayan biri olarak, ne zaman Kızılay merkezine insem ve meydandaki kavşak noktalarından karşıdan karşıya geçmeye çalışsam, arabaların arasından geçmeye çalışan, bunu yaparken de hayatlarını tehlikeye atanlar için mecburen duran ve yol veren araçlara garip bir şekilde gülümseyerek selam veren insanlara denk geliyorum. Gariptir, aynı insanlar, onlara yeşil yanarken, haklarını ihlal ederek ilerlemeye çalışan arabalara hiç beklemeden tepki veriyor, bağırıyor, hatta küfrediyor, yanan yeşil ışığı heyecanla işaret ederek...
Ne diyeyim ki?
Başkalarına tahammül edemeyen, ama kendilerine tahammül edilmesi noktasında ısrarcı insanlarla dolu bir hayatın içindeyken, anlaşılan, tutuklanmamaya dikkat etmemiz gerekiyor :)