MENÜ
Tamer YAZAR
Tamer YAZAR
tameryazar@hataybizimmedya.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 91 defa okundu.

ÖZGÜR ÖZEL'İN YENİ'Sİ... TOPLUCA BİR CUMA NAMAZI!

Haklısınız, beklenendi, hatta 'ne zaman' diye de sorup duruyorduk birbirimize. TBMM'de, artık yepyeni (!) bir parti var. Hatta kurulur kurulmaz da ana muhalefet kimliğini yakasına iliştiriveren bir parti var.

Tamam, ismi Yeni (!) olabilir, kuruluşu da çok yeni (!) olabilir ama, içeriği oldukça eski! CHP'den kopan 91 Milletvekilinin bu Yeni (!) içinde neleri gerçekten de yenileyip neleri kaldığı yerden devam ettireceğini yakından izleyeceğiz, tam da bu noktada. Yine de, ilk elden, DEĞİŞİM rüzgarıyla CHP'de liderlik koltuğuna oturup, beklenenin aksine hiç bir şey değiştir-e-meyen Özgür Özel'e naçizane bir tavsiyem olsun... İzleyeceğiniz YENİ (!) yol haritanız, siyasi ömrünüzü de belirleyecek. O yüzden de, "ilk günden biriken yüksek toplumsal kredinize çok güvenmeyin" derim ben.

Bu arada,

...44 (!?) Milletvekiliyle yoluna devam (!) edecek olan Kemal Kılıçdaroğlu CHP'sini TBMM'de beşinciliğe iten ve AKP'nin ardından en kalabalık siyasi oluşum olarak 'ana muhalefet partisi'  görevini üstlenen Yeni Parti, ne sahi?

SOL mu?

SAĞ mı?

Milliyetçi mi?

Sosyalist ya da Komünist mi?

Liberal demokrat ya da İslamcı mı?

Yoksa hem SOL hem islamcı mı?

Hangisi?

Tamam, merkezinde Atatürk var da, geleneksel SOL'dan elde avuçta kalan ne? Türkiye'de son 10 yıldır yükseltilen politik islam rüzgarından bu Yeni (!) denene eklenen ne? "Senin, camide çekilmiş fotoğrafın var mı" söylemine korkuyla karışık eklenen sadakat ne?

Sorduğuma bakmayın!

Tercihler, cevabı bizlere bir şekilde veriyor!

Anlayacağınız, ilk günden anladık ki, "SOL'uz, ama inancımızı da omuzluyoruz" diyen bir YENİ (!) var karşımızda. Zaten bizlere yansıtılan ilk haber de buna dair... Bu yazıyı yazarken, Cuma Namazı henüz kılınmamıştı, ki haber de buna dair! Denilen o ki, Yeni (!) Parti'nin İçişleri Bakanlığı'na kuruluş dilekçesinin verilerek resmen kurulmasının ardından, Özgür Özel, beraberindeki Milletvekilleriyle beraber, Cuma Namazı'nı kılmak üzere Hacı Bayram-ı Veli Camisi'ne gitmiş. Sebebi mi? Mustafa Kemal Atatürk de 23 Nisan 1920 yılında, TBMM'nin açılışı öncesinde aynı camide Cuma Namazı kılmış ve Meclis'e de öyle gitmiş.

'Allah kabul etsin' etmesine de, CHP'de, eskiden bu denli camiden poz verme alışkanlığı da, hatta namaz kılarken görüntü verme çabası da yoktu. Var mıydı? Konuyu sadece Atatürk'e bağlamıyorum o yüzden, ama Türkiye'de yükseltilen politik islamın kucakladığı kalabalıkları farketme eylemi olarak da görüyorum.

Sizi bilmem ama,

...YENİ (!) denenin, eldeki siyasi iklimden de yarattığı insan profilinden de korkarak başladığı, eldeki gerçeğe uyumlu görünme telaşına düştüğü bu ilk gün, bana çok da umut vermedi. Liderlik döneminde DEĞİŞİM sloganıyla teslim aldığı CHP'de de beklenen ve istenen değişimi gerçekleştiremeyen Özgür Özel'in bu anlamda çok da cesur başlayamaması da bir anlamda hayal kırıklığı yarattı.

Bir CHP'li arkadaşımın dediği gibi,

"Elhamdülillah müslümanız, inanıyoruz ama, bunu da göstere göstere yapmıyoruz. Daha düne kadar Camiler üzerinden siyaset yapanlara kızarken, şimdi aynı Camiler üzerinden poz verip, mesaj paylaşırsak, ne farkımız kalır?"

Farkı anlatmak isteyen?

Peki, gittiği ibadet noktasında vatandaşların alkışlarıyla karşılanan, "Özgür Başkan" sloganları atılan yerin bir Cami olduğu gerçeğinde dururken, "...daha düne kadar eleştirdiklerimizden ne farkımız kaldı" sorusuna Yeni (!) denenden cevap vermek isteyen çıkar mı?

Aslında konu tam olarak bu...

Eleştirileni yaparken, "Atatürk de yaptı" sloganının yükseltilmesi!

Yani, izlenen yol, Atatürk'ün yolu, camileri siyaseten kullananların yolu değil, öyle mi?

Kendi adıma, beklentim zaten çok yüksek değildi, o yüzden de hayalkırıklığına uğramadım ama, başta da bahsettiğim o yüksek toplumsal kredi (umut), anlaşılan abartılı bir özgüven de yaratmış. Bir de o hep eleştirilen politik islam rüzgarıyla yelkenleri doldurmak isteyenler, eldeki Yeni (!) için anlaşılan ekstra bir hareket alanı sağlamaya çalışmış.

Merak ediyorum...

Sırada ne var?

Köşe Yazıları