Nimet Özdemir'li AKP... Anayasa Için Adım Adım!
CHP'den AKP'ye geçen Nimet Özdemir, "Aynı Nimet’im! Değişen bir şey yok. Aynı misyonuma devam edeceğim” demiş. Aslında bir noktada haklı! Nimet Özdemir değişmiyor, ama katıldığı partiler değişiyor. İYİ Parti'den CHP'ye ve ardından da AKP'ye...
Aslında eleştiri de burada başlıyor.
Niye mi?
İYİ Parti de CHP de AKP de parti programları, sloganları, hedefleri ve yol haritaları birbirinden çok farklı siyasi hareketler, ki bu üç farklı yapı içinde de bulunup "DEĞİŞMİYORUM" demek çok da kolay olmasa gerek.
Kendi adıma,
...24 Mayıs 2025 tarihinde, Ekrem İmamoğlu’nun görsel ve sesli içeriklerinin toplu taşıma araçlarında kullanılmasına getirilen kısıtlamalara tepki olarak, "EKREM İMAMOĞLU'NA ÖZGÜRLÜK" pankartını 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne asan CHP'liler (Nimet Özdemir + Suat Özçağdaş, Ali Gökçek, Mahmut Tanal, İlhami Özcan Aygun, Ahmet Baran Yazgan) arasında yer alan ve 28. Dönem TBMM’sinin açılışında İYİ Parti İstanbul Milletvekili olarak yemin ettiği sırada, cümle içinde geçen "ATATÜRK" kelimesini üstüne basa basa ve çok daha yüksek bir sesle dillendirme gereği hisseden biri, daha düne kadar çok sert bir şekilde eleştirdiği AKP'de nasıl "DEĞİŞMEDEN" kalabilecek, merak ediyorum!
Ya da,
...CHP'de savunduğu şeyleri AKP için rafa kaldırmak durumunda kalacağını bilirken en çok da!
Sanırım, dediği gibi...
Bundan böyle, mücadele alanı değişecek, kendisi değil!
Ekrem İmamoğlu ve diğer tutuklu CHP'lilere verdiği destek de...
Kemal Kılıçdaroğlu / Özgür Özel başlığında çalkalanan CHP'de cepheler derinleşirken gerçekleşen bu transferle beraber, TBMM'deki sandalye sayısını 277'ye yükselten AKP'de ise yüzler gülüyor.
Peki, bu transferlerin Ankara maliyeti mi?
Garip ama; ekonomik, sosyal ya da siyasal, şikayet edilen onca şeye rağmen güçlenen bir AKP / MHP iktidar kanadı, zayıflayan da bir ana muhalefet cephesi var elde. Böylesi bir ortamda gardını düşürmemeye çalışan Milletvekilleri ise kim ne derse desin, “güvenli bir liman” arayışında, ki vekil transferleri de biraz bundan. TBMM verilerine göre, CHP’nin sandalye sayısı 136’ya düştü. Eğer bu trendle, 10-20 vekil daha benzer şekilde kayarsa, AKP tarafına, parti mevcudiyeti 120’nin de altına iner, ki bu süreçte grup disiplini daha da zayıflar ve ayakta kalmaya çalışan muhalefet adım adım “parçalanmaya” kadar gider. Açıkçası, bu suni değişimi sadece sayısal olarak da algılamayın! Psikolojik ve örgütsel bir erozyon da yaratması muhtemel bir durum, eldeki, ki istenen de bu!
Bu durumu, "muhtemel bir Anayasa değişikliği için kritik yer değiştirmeler" şeklinde değerlendirenler de var ama, ben çok o kanıda değilim açıkçası. Zira, anayasa değişikliği açısından, AKP’nin 277 sandalyeye ulaşması, Cumhur İttifakı’nı (MHP ile toplam 323) 3/5 çoğunluk eşiği olan 360’a yaklaştırmıyor bile. Yine de muhalefetin parçalanması / zayıflaması noktasında, Erdoğan’a toplumsal bazda kritik bir avantaj sağlıyor.
Anlayacağınız, mevcut aritmetikte 37 vekil daha lazım.
Peki, 37 Vekil transferi mümkün mü?
Bilinmez, ama imkansız da değil!
TBMM kulis dedikoduları mı?
Yeni iddia, İYİ Parti'den MHP'ye geçebilecekler noktasında. Bu konuda "en az 5" diyenler bile var. Tabi, "EKREM İMAMOĞLU'NA ÖZGÜRLÜK" pankartı asan birinin bugün AKP'de olduğunu düşünecek olursak, CHP'nin bu travmatik ortamında, o 37 bence çok da İMKANSIZ değil gibi. Hele ki Erdoğan gibi, Türkiye siyaset satrancını herkesten daha iyi oynayan biri için.
Peki, sonrası?
Sizi bilmem ama, ben, bugünün Türkiye'sinden bile yoruldum! Sonrasının Türkiye'sini sonraya mı bıraksak? Yaşayıp da görelim hatta... Nasılsa, ne düşündüğümüz ne de planladığımız gerçekleşiyor bu ülkede!