NATO ZİRVESİ / GAZETECİLER İSTENMEYEN SORULAR HANGİLERİ?
Ankara'daki NATO Zirvesi (7-8 Temmuz) basın akreditasyonları konusunda kamuoyuna yansıyan bir sürü haber var. Yok, buna dair tam ve resmi bir liste henüz bulunmuyor. Ama bir şekilde onay alamadığını ve "ONAYLANDI" denen listeye dahil edilmediğini söyleyen bazı gazeteciler, gazeteler ve TV kanalları var. Bu konuda sosyal medyaya da yansıyan bazı gazetecilerin açıklamalarına göre, çoğunlukla iktidar çizgisinde olmayan / bağımsız / muhalif medya kuruluşları ve gazetecilerin başvuruları reddedilmiş. Tabi, bu kalabalıkta araya kaynayan bazı iktidar yanlısı isimler de ret veya kısmi onay durumu yaşamış.
Konu net;
İstenmeyen sorular!
Her zaman ne deniyor, Ankara noktasında;
İTİBARDAN TASARRUF OLMAZ!
Buradaki konu tam da bu...
O bahsi geçen "itibar"ı zedeleyebilecek ve Ankara'yı da NATO ve katılımcı liderler nezdinde zor duruma düşürebilecek sorular, bu hazırlanan listeler ve reddedilen isimler bağlamında kontrol altına alınıyor. Tabi durum böyle olunca, o kontrol çabasının sınırları da merak konusu oluyor.
Tamam, muhalif belli isimlerin soruları bu şekilde ekarte ediliyor da, diğer sorular, emin olunduğu sanılan diğer isimlerden gelecek olan sorular...
Onlar ne olacak?
O sorular nasıl olacak?
O soruların içeriğinde neler olacak?
Aklıma gelen ilk şeyi söyleyeyim mi?
Hani, ufak da olsa bir olasılık ama, belki de katılımcı Türk gazetecilerin tüm soruları tek tek kontrol edilecek ve sorulabileceklere onay verilecek, ardından da bu gazetecilerin soru sormaları sağlanacak.
Tabi, "ŞUNU SOR" diye soru dağıtacak halleri yok!
Ankara'nın bu önceliğini, "GAZETECİLİK ETİĞİ İLE BAĞDAŞMIYOR" diye eleştirenlerde de duralım mı? Dururken de, bir şeyin altını özenle çizelim ama...
Buradaki asıl konu, Türkiye'nin böylesi önemli bir toplantıya ev sahipliği yapmasının dışında, dünyaya verdiği ülke imajı da aynı zamanda. Günlerdir, NATO zirvesinin yapılacağı bölgedeki asfalt / kaldırım / peyzaj çalışmaları biraz da bundan, hatta liderlerin geçeği yollardaki binaların boyanması da! Peki, bir gazeteci, Ankara'daki bu ev sahipliğinin Türkiye başlığını ve ülke ev sahipliğinin ağırlığını düşünerek mi soru sormalı, yoksa, içinde bulunduğu Ortadoğu coğrafyasının karmaşasında biriken sorularının gerçekliğini mi paylaşmalı? Bugün, Gazze'de ya da İran'da yaşananları Trump'ın bölge politikalarından bağımsız ele almak mümkün değilken, buna dair soruları halının altına mı süpürmeli? Venezuela devlet başkanını askeri bir operasyonla ABD'ye kaçırıp tek taraflı olarak yargılayan, Grönland'ı ilhak etmekle tehdit eden, hatta NATO'nun varlığını tartışmaya açan bir Trump'ı, küresel barışı tehdit eden bu pozisyonundan bağımsız mı ele almalı?
Sanırım, NATO Zirvesi, eldeki gazetecilik etiği ile istenen ve onay gören Gazetecilik kimliği arasındaki mücadele şeklinde geçecek.
Bence,
...zirveye alınmayan gazeteciler şunu yapsın;
Sormak istedikleri soruları ortak bir listeyle kamuoyuna duyursun! Toplantıya alınsalardı, neler sorarlardı, neyi sorgularlardı, bunu söylesin!
Olmaz mı?