MHP’DE ALKIŞLANAN SÜREÇ… BAHÇELİ’NİN OTOBÜSÜ NEREYE GİDİYOR?
MHP Lideri Devlet Bahçeli, ara ara Abdullah Öcalan için ara ara da İmralı’nın statüsüne ilişkin konuşuyor, konuşurken de sözleri sık sık partili Milletvekillerinin alkışlarıyla kesiliyor. En son alkış da, MHP grup toplantısında dile gelen, Öcalan'a verilmesi düşünülen "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" önerisi...
Siyaset gündeminin en çok konuşulan başlıklarından biri olmasında değilim, ama MHP'den bu konuda tek bir muhalif ses bile yükselmemesindeyim.
Eleştiri yok, paylaşılan korkular ya da tereddütler de, ama tam bir destek var!
Buradaki konu, "BARIŞ OLMASIN" değil, "SİLAHLAR YENİDEN ATEŞLENSİN" de ama, soru şu ki; eldekini madem o barışın da silahların da ötesine taşımaya başladık, sahi, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın ne olacağına ya da nasıl bir kimlik taşıması gerektiğine kim karar verecek?
Soruyorum, çünkü... Ülkücü / Milliyetçi kesimin, bu bol alkışlı ÜNVAN ve STATÜ başlıkları arasında duran bir çok Kürt bile, olanı biteni garip gözlerle izliyor.
Durum öyle bir hal aldı ki,
...hatırlıyor musunuz, 12 Aralık 2025’te, DEM Parti heyeti, TBMM’de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret etmiş ve Abdullah Öcalan’ın Şanlıurfa’da özel olarak dokuttuğu el dokuması kilimi (halıyı) hediye etmişti. Bahçeli de hediye için teşekkür etmiş ve kilime de “27 Şubat 2025 Barış ve Demokrasi Kilimi” adını vermişti.
Sahi, Öcalan’dan “kurucu önder” diye bahsettiği ifadeler de o zamanlar mı gündeme oturmuştu?
Her zaman dediğim bir şey var... Ben gibi, anne tarafı, bir Kürt ağasına ve bir Kürt aşiretine dayanan biri için bile, hatta bu ülkede yaşayan bir çok Kürt için bile bu yaşananlar çok da "BUNA DA ŞÜKÜR" modunda izlenen ve hatta kolay kolay normalleştirilebilecek bir durum değil. Hatta Öcalan'ın Bahçeli'ye hediye gönderdiği o halıyı, TV ekranlarında, ellerinde uzun bir çubukla tek tek analiz edenlerin, halıdaki motifleri MHP ve KURT söylemleri altında değerlendirdikleri, tercih edilen o motiflerin ve renklerinse insanların birlikteliğine ve beraberliğine işaret ettiğini söyledikleri anlara bugün bile şaşırmamak mümkün değil.
Sorularım net aslında...
Öcalan'a verilmesi düşünülen "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" önerisinin PKK'yı da taşıyacağı olası finali düşünecek olursak; MHP lideri Devlet Bahçeli, hepimizi çıkardığı bu yolculuğun nereye gideceğini iyi hesap etmiş midir? BARIŞ ve SUSAN SİLAHLARIN gölgesinde doluştuğumuz o otobüs, 15 Ağustos 1984'te başlayan PKK gerçeğine nokta (!) koyarken, yolcularının güvenliğini de iyi hesap etmiş midir?
Başta denilendeyim ara ara...
Hani, "HİÇ BİR TAVİZ VERMEDİK" halinde, "PKK KAYBETTİ" sloganlarında!
Tamam da, kaybeden tarafa cömertçe verilen tüm bu ünvanlar niye o zaman?
Hadi, farklı bir açıdan bakalım... Öcalan’ı, üstü kapalı da olsa, kurumsal bir kimlikle (koordinatör) tanımlayarak, "PKK üzerinde maksimum baskı kurmak isteyen bir Bahçeli var" diyelim! Bahçeli, “Sen koordinatör ol, örgütü feshet ve silahları bırak” mesajı veriyor, ki bu mesajla da, Kandil ve Avrupa’daki PKK kadrolarına “Öcalan, devletle anlaştı, siz de uyun” baskısını artırmak istiyor. Tüm bunları yaparken de olası istihbarat raporlarına (PKK’nın Suriye, Irak ve içerdeki zayıflığı) güveniyor. Bu süreçte, MHP’yi de “barışın mimarı” konumuna oturtup, milliyetçi tabanı “güvenlikçi ama akılcı” diye ikna etmeyi hedefliyor.
Peki, bu senaryonun riskleri yok mu?
Abdullah Öcalan’a “koordinatör” sıfatı vermek, onu bir anlamda “siyasi aktör” seviyesine çıkartmıyor mu?. PKK'nın, kendi tabanına, bunu “zafer” diye pazarlama ihtimali yok mu? Silahlar teslim edilse bile, siyasallaşma aşamasında, Öcalan’ın bu yeni “otoritesi” ile beraber, yeni, ama daha büyük talepler masaya konulamaz mı? Peki, bu süreçte, Kandil ve Avrupa’daki PKK uzantıları Öcalan'ı gerçekten de dinleyecek mi, yoksa “devletle uzlaştı” diye daha büyük bir iç bölünme yaratıp, risk unsurlarını kontrol edilemez hale mi getirecek? Hepsi bir tarafa, PKK kanadında, Cemil Bayık ve Murat Karayılan’ın son 1-2 haftadaki “süreç dondu”, “Öcalan özgür iradesiyle yönetmeli”, “yasal güvence şart” açıklamalarının olası sonuçlarını yok mu sayacağız?
Tüm bunlar olurken, AKP kanadının genelde yorumsuz ve sessiz, ama sadece 'süreci destekliyoruz' tavrı için ne diyelim? Birilerinin dediği gibi; 'pimi çekilmiş bir bomba ve hiç kimse o bombayı kucaklamak istemiyor'!
En çok da, PKK'nın asıl istediği şeyi...
Af ilanını, Anayasal hakları ve finalde de Abdullah Öcalan'a özgürlük halini...
Özetle, hiç birimiz "BARIŞ OLMASIN" ya da "SİLAHLAR SUSMASIN" demiyor, ama barış olurken ve silahlar susarken, bir takım tavizler de ister istemez verilirken, konu, "KÜRT HAKLARINI PKK VE ÖCALAN SAVUNDU" hikayesine evrilmesin, diyor! En çok da, Öcalan'ı olası bir "HALK LİDERİ POZİSYONUNA TAŞIMAYIN" diye de ekliyor!
Doluştuğumuz ve hala tam olarak nereye gittiğini bilemediğimiz o otobüsü kullanan MHP lideri Devlet Bahçeli'ye dediğimiz tam olarak da bu! "OTOBÜSÜ DURDUR, İNECEĞİZ" değil, "SÜR, AMA ADRESİMİZ NE, BİZİ BEKLEYEN EN ÇOK DA"!