MENÜ
Tamer YAZAR
Tamer YAZAR
tameryazar@hataybizimmedya.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 17 defa okundu.

KILIÇDAROĞLU NE İSTİYOR? PEKİ,ERDOĞAN NE İSTER?

Şu süreçte kiminle konuşsam, "Ben, Kılıçdaroğlu'nun yerinde olsam" cümlesiyle karşılaşıyorum. Aslında, bu sadece Kemal Kılıçdaroğlu için söylenen bir şey değil, ama Mutlak Butlan kararına karşı gayet hazırlıksız olduğu anlaşılan Özgür Özel'in bir B PLANI olmadığının görülmesiyle de sıklıkla tekrar edilen bir şey.

 

Önce, eldekini konuşalım mı?

Yaşananlar arasında adımlayalım!

 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla (mutlak butlan kararı) yeniden CHP Genel Başkanı olarak görevine iade edilmesinin ardından,

 

...9 milletvekili, tedbirli olarak kesin ihraç (kesin çıkarma) talebiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edildi. İhraç listesine ekli; Ensar Aytekin, Ali Mahir Başarır, Gökhan Günaydın, Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Özgür Karabat, Umut Akdoğan, Veli Ağbaba, Turan Taşkın Özer ve Burhanettin Bulut,

parti içindeki tüm görevlerinden de uzaklaştırıldı. İl/İlçe düzeyinde bazı yönetici isimler de yine bu süreçte disipline sevk edildi. Bazı il başkanları görevlerinden alındı, yerlerine yeni isimler atandı.

 

Sanırım bu tırpanlama, artarak devam edecek.

 

Mahkeme kararı ardından liderlik koltuğunu Özgür Özel'den yeniden alan Kemal Kılıçdaroğlu açısından, bu tabloyu, "elindeki gücü kullanarak parti içindeki hakimiyetini netleştirme" olarak değerlendiren de var, ama bu sert tavra rağmen, parti içinde Özgür Özel ile başlayan ve başarılı olarak görülen sürecin yanında duran parti teşkilatlarını ve milletvekillerinin çoğunu kaybettiğini söyleyen de. Tabi, yeni (!) denen CHP'nin bu haliyle Erdoğan karşısında direnmek bir yana, seçim barajıyla mücadeleyi bile kaybedeceği noktasında duranlar da yok değil, ki ben de onlardan biriyim.

 

"Kılıçdaroğlu'nun ne yapmak istediğini anlasak, aslında ona göre konuşacağız" diyen bir partiliyle olan sohbetimde, şunları sordum;

 

CHP Genel Merkezi önündeki o bayramlaşma mitingi konuşmasından bugüne geçen sürede, sadece CHP içinde ona muhalif olanları konuşan ve eleştiren Kılıçdaroğlu'nun gündemine ne zaman Erdoğan / Bahçeli Türkiye'si girecek? 4-5 Kasım 2023’teki 38. Olağan Kurultay’da koltuğunu kaybetmesinden bu yana o koltuğa yeniden oturmak için gün saydığını çok belli eden Kılıçdaroğlu, ana muhalefet partisi liderlik koltuğunda oturduğunu ne zaman hatırlayacak? Ankara'nın orta yerinde hak arayışlarını sürdüren öğretmenlerin gözaltına alınma halleri, madencilerin benzer hak arayışları, emeklinin geçim derdi, açlık ve yoksulluk sınırı altındaki milyonlar, deprem kentlerinde bitmeyen sorunlar ve çok daha fazlasının biriktiği ülke gündemi adına ne zaman gerçekten de konuşmaya ve meydanlara çıkmaya başlayacak?

 

Yok, bunlara cevap alamadım ama...

 

ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın o çok eleştirilen "Osmanlı Millet Sistemi" söylemlerinin ardından Kılıçdaroğlu CHP'sinden gelen “Osmanlı coğrafyasında Türkiye olmalı” ifadesinde dururken, yeni denen CHP'de de yeni denen çooook şey var, bunu anladım

 

Anladığım bir diğer şey de izlenen strateji;

Bu stratejinin başlığı da "YENİ CHP'NİN YENİ DOSTLARI"!

 

Zülfü Livaneli, Suavi ve Selda Bağcan gibi güçlü isimlerin, "ŞARKILARIMIZI MUTLAK BUTLAN CHP'Sİ CEPHESİNDE GÖRMEK İSTEMİYORUZ" tavrına karşı geliştirilen ve kamuoyuyla paylaşılan, o "BİZİ DESTEKLEYEN SANATÇILAR" listesi buna dair.

 

Erdoğan'ın, Külliye'deki koltuğundan bu olan biteni nasıl izlediğini çok merak ediyorum doğrusu. 26 Temmuz’a kadar CHP'de olağanüstü kurultay toplanmaz ve parti içinde de kırılmalar / kopmalar parçalanmaya kadar giderse hele ki!

 

Peki, Erdoğan, hangisini tercih eder?

 

26 Temmuz’a kadar CHP'de olağanüstü bir kurultayın toplanması ve durumun toparlanması halini mi, yoksa Özgür Özel cephesinin "B PLANIMIZ HAZIR" diye sunduğu o 'YENİ PARTİ' seçeneği durumunu mu?

 

Bu konuda konuştuğum partililer de, vatandaşın sokak nabzı da,  herkese umut olacak bir adresin arayışında olunduğuna dair, ki Erdoğan cephesindeki danışmanlar da eğer benim gördüğümü görüyorsa, yeni bir parti o yeni umudun da adresi olacaktır! Diğer bir ihtimalde ise, olası bir kurultayla beraber, kavgalı herkesi yeniden bir araya getirecek 'PİMİ ÇEKİLMİŞ' bir CHP formülü, o sokağın nabzından da o umut denenden de uzak kalacaktır.

 

Peki, eldeki bu net tablo ışığında, Erdoğan cephesini oluşturan dinamikler, Kılıçdaroğlu'nu olası bir Kurultay'a mı zorlar, yoksa ‘yeni umut’ diye ortaya çıkacak bir partinin rekabetini mi tercih eder?

Köşe Yazıları