İZMİR’İN OYLARI... TUGAY’IN YENİ ROZETİ!
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AKP rozetini yakasına takıp, "BUNDAN SONRA AKP'LİYİM" dediği bir İzmir gününde, Türkiye gündemi, FON SKANDALI'ndan, en azından bir günlüğüne sıyrıldı ve siyasetin hiç bitmeyen o garip transfer hikayelerine odaklandı.
Haklısınız, soralım;
Şimdi sıra hangisinde?
Aslında sorarken de "siyaset ve etik" denende durup, daha düne kadar AKP'ye geçme ihtimali için "MİLYONDA BİR" diyen Cemil Tugay'da duruyorum.
Dururken de soruyorum;
Önceki bir açıklamasında, AKP'ye geçiş ihtimali için, “İlkesel olarak, CHP adına belediye başkanı olmuş bir kişinin 'partimi değiştiriyorum' deme hakkı olduğunu kesinlikle düşünmüyorum, bunu çok ayıp buluyorum. Ben, öyle bir insan değilim” diyen Cemil Tugay, CHP'ye, sosyal demokrat politik ideallerine ya da sol değerlere olan inancını birden bire kaybetti de, AKP, onun için güvenilir liman mı oldu? Başka bir açıklamasında, "AKP’ye geçsem, öncelikle yakın çevremdekiler yüzüme bakmaz. Annem, ‘senin evlatlıktan reddederim’ dedi. Eşim, ‘seni boşarım’ diyen, "AKP’nin şimdiki yönetim anlayışıyla bir şey yapmak mümkün mü?” diye de ekleyen Cemil Tugay'ı AKP'ye yaklaştıran şeyin yol haritasında neler oldu ki, o yolculuğun sonu, AKP Genel Merkezi'nde yakasına takılan yeni bir parti rozetiyle son buldu? Konu, sadece, AKP'nin siyaset yolculuğuna ve Erdoğan'ın 25 yıllık liderliğine olan inancı mı, yoksa sadece kendisinin bildiği başka şeyler de var mı? Külliye'deki görüşme de bu transferin şekil bulduğu bir görüşme miydi? Peki, son yerel seçimde, CHP seçmeni desteğiyle AKP adayına karşı aldığı o 1 milyon 292 bin 118 oy sahibine, bu geçiş için diyebileceği bir şey var mı? O dönem, AKP adayına karşı yaklaşık 314 bin oy (yaklaşık 12 puan) daha fazla alarak kazandığı seçimi, bu rozet değişimiyle AKP'ye teslim ederken, AKP adayına verilen 977 bin 895 oy sahibi İzmirlinin alkışı ona yetti mi? Tamam da, o kazansın diye ona oy veren 1 milyon 292 bin 118 oy sahibi İzmirliye ne diyeceğini düşündü mü? Siyasi kariyerine 2010 yılında CHP’ye üye olarak başlayan, Karşıyaka Belediye Başkanlığından Büyükşehir Belediye başkanlığına uzanan bir başarı öyküsü de ortaya koyan Tugay, parti içindeki “değişim” hareketine katılarak Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu kanadını destekleyen o muhalif haline de sırtını dönerek, aslında bu noktada duran milyonlara da çok da sert bir mesaj verdiğini fark etti mi? Hepsi bir tarafa, CHP’li belediye başkanlarına yönelik operasyonlar ve tutuklamalar konusunda, “Gözaltılar, tutuklamalar, uzun süre cezaevinde tutmalar gibi çok büyük çoğunluğun haksız bulduğu bir durum yaşanıyor" (Nisan 2026 / Sözcü röportajı) diyen, Mayıs 2026'da (canlı yayın) ise “Sistematik olarak… muhalif olan herkesi sindirmeyi amaçlayan bir anlayış var. Sabah kalkınca ilk baktığımız şey, herhangi bir belediyeye operasyon olmuş mu? Tutuklama işi cezalandırma yöntemine çevrildi. Bu, ne hukuka ne demokrasiye sığmaz" diyerek yaşananları eleştiren bir Cemil Tugay, bu eleştirilerini de çöpe atacak mı, bu bağlamda tutuklanan ya da gözaltı yaşayan CHP'li arkadaşlarını unutacak mı?
Soru çok olmasına çok da...
Cevaplar da artık o yeni rozetin kontrolünde!
Sizi bilmem ama, ben, bazılarının yaptığı gibi, yaşananları, ne Kemal Kılıçdaroğlu hanesine yazıyorum ne de Özgür Özel'in, ama soruyorum! Buradaki konu, kimilerinin sürekli dile getirdiği o "seçilen adayların yanlışlığı"nda mı, yoksa yaşanan siyasetin fırtınasında ayakta ve sağ kalma çabası mı?
Kim bilir, belki de, Cemil Tugay da diğer parti rozeti değiştirenler de gerçekten de inandıkları için AKP'ye geçtiler, siyaseten inançlarını kaybettikleri CHP'den ise koptular.
Aslında konu salt Cemil Tugay değil, ki o da inandığı için oradaysa, kişisel olarak ona sadece "HAYATTA BAŞARILAR" diliyorum, ama gerçekten de inandığı için oradaysa!
Hepsi bir yana,
...31 Mart 2024 yerel seçimlerinde büyük bir zafer elde eden CHP için o zaferin adeta kabusa dönüştüğü bugünkü süreçte, o seçimlerde ciddi bir yenilgi alan AKP, yeni yeni kazanımlarla (!) yoluna devam ediyor.
Peki, o seçimleri, yaklaşık 17,4 milyon seçmen oyu (%37,77) desteğini alan CHP'ye karşılık, yaklaşık 16,3 milyon seçmen oyu (%35,49) alarak kapatan AKP, yakasındaki CHP rozetini çıkartıp AKP rozetiyle yoluna devam edeceklerle güçleniyor mu gerçekten de? Rozet değiştirenler, eski rozetin başkanlık ünvanını onlara veren asıl partililerini kaybederken ve ciddi de bir öfke yaratırken, AKP, bu yolculukta kazanıyor mu gerçekten de? CHP ve AKP rozetleri yer değiştirirken, daha düne kadar var olan seçmen desteğini yitirenlerin, AKP Genel Merkezi'nde o çokça alkışlanan partiye katılım halleri, ülke genelinde de alkışlanıyor mu gerçekten de?
Dedim ya, sorular çok, ama cevaplar yok!
Peki, bize cevapsız sorular verecek o 'sıradaki' kim?