MENÜ
Tamer YAZAR
Tamer YAZAR
tameryazar@hataybizimmedya.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 7 defa okundu.

BARIŞ, MOLLALARI BOZAR! REJİMİ AYAKTA TUTAN ŞEY...

Humeyni, 1979 İslam Devrimi sonrası gerçekleşen referandumla beraber, İslam Cumhuriyeti'nin kabul edilmesinin hemen ardından yeni İran için ne demişti?

"Bu, Iran'da, Allah'ın hükümetinin ilk günüdür."

O gün bugün, Allah'ın hükümetini ne eleştirmek mümkün oldu ne de karşısına muhalif bir kimlikle çıkabilmek! Devrimin hemen ardından kurulan İslam Devrim Mahkemeleri bunun içindi. Hızlı yargılamalarla, "karşı-devrimci" ya da "Allah'a savaş açmak gibi suçlamalarla, binlerce kişi idam edildi. Hizbullahi çeteler; muhalif mitingleri, üniversiteleri ve ofisleri bastı. Komiteler (yerel devrimci komiteler) ve Devrim Muhafızları (IRGC/Pasdaran), sokak kontrollerinde ve tutuklamalarda kullanıldı.

Şiddetle şekillenen ve sahip olduğu gücü de o şiddetle ayakta tutanların dış politikası da iç politikasından bağımsız ilerlemedi.

1979 İslam Devrimi'nden bu yana, neredeyse hiç ara vermeden, ülkesinde ve çevresinde bir "savaş hali" ve gerilim atmosferi yaratan Tahran rejimi için, bu tercih, rejimi ayakta ve güçlü tutmanın da bir yoluydu belki de. Böylece, halkta da buna dair bir kaotik ruh hali ve birliktelik oluşturuldu.

Son dönem, ABD ile oturduğu barış masasından sert bir şekilde kalkmak da buna dair bir hamle miydi?

Aslıma bakarsanız, Afganistan ve Taliban örneğinde olduğu gibi, din ve inanç olgusunu bir baskı unsuru olarak kullanan rejim, gerçek bir barış atmosferinin, kendi katı ideolojik ve siyasi temellerini sarsacağını çok iyi biliyor. İran-Irak Savaşı (1980-1988), bu stratejinin en klasik örneği bence! Sekiz yıl süren kanlı çatışma için Ayetullah Humeyni ne demişti? "Bu savaş, bize bir nimettir." Dediği gibi de oldu! Savaş, iç muhalefeti bastırmak için kullanıldı. Muhalifler, "hain" veya "düşman işbirlikçisi" olarak damgalandı. Birçok tutuklu cepheye gönderildi veya idam edildi. Bu süreçte, cepheye gönderilen gençler ise "şehitlik" kültürüyle rejime bağlandı.

Barış geldiğinde mi?

Rejim için yeni bir "düşman" bulmak gerekiyordu!

Yeni bir düşman...

Peki, kimdi o?

Herkesti...

Lübnan'daki Hizbullah, Filistin'deki Hamas, Yemen'deki Husiler ve Irak'taki Şii milisler üzerinden yürütülen vekil savaşları buna dair. İçte ve dışta "İran ve düşmanları" hikayesiyle yaratılan hikaye hep canlı tutuldu, ki 2009 Yeşil Hareketi, 2019 ayaklanmaları, 2022 Mahsa Amini protestoları da bu hikayenin kurbanlan oldular, tek tek.

Hem askeri hem güvenlik anlamında yaratılan bu kaos ortamı içinde kendine güvenli bir alan arayan 'banş' olgusunun İran'ın molla rejimi içinde kendini hayatta tutamamasının temel bir sebebi var... Olası bir barış ortamında, halkın, ekonomik şikayetlere odaklanıp, rejimin ideolojik meşruiyetini sorgulaması!

Hatta ilk elden biraz sorgulama yapalım mı? 28 Şubat 2026'da, ABD-İsrail ortak hava saldırılarında (2026 İran Savaşı'nın ilk günü) öldürülen Ayetullah Ali Khamenei'in yerine geçen oğlu Mojtaba Khamenei için paylaşılan bilgileri biraz hatırlayalım. Yoksul İran'ın zengin yüzünü az biraz netleştirelim.

Bloomberg'in Ocak 2026 tarihli kapsamlı soruşturmasına göre, Mojtaba; Londra'nın "Milyarderler Sokağı" (Billionaire's Row) dahil olmak üzere, İngiltere'de 100 milyon sterlinin üzerinde lüks mülke sahip (shell şirketler üzerinden). Dubai'de villa, Avrupa'da (Frankfurt, Mallorca) otelleri ve diğer yatırımlar var. Bitmedi! Khamenei'nin kontrolündeki Setad'ın (Yüce Lider'in mali vakfı), 95-200 milyar dolarlık varlıklara sahip. Sadece o mu? Değil! Bir çok Molla'nın oğlu benzer bir durumu yaşıyor bugün ve bu yöndeki tartışma da asla bitmiyor.

Kim bilir, belki de 'barış' sevmeyen mollaların asıl savaşı, bu görkemli gücü ve parasal kaynakları bırakmama üzerinedir!

Yoksul İran'ın zengin yüzüne dair haberleri doğal olarak hep yalanlayan Tahran'ın kendi içindeki satranç oyununda asıl sorulan soru şu:

Halk, bir gün, yaratılabilecek bir "düşman" bulunamazsa, kime karşı birlik olacak?

Cevap, "mollalar" olabilir mi?

Korkulan da bu mu?

Tamam da,

...dünya petrol rezervlerinin yüzde 11,82'sine, doğalgaz rezervlerinin ise yüzde 17,09'una sahip olmasına rağmen, yoksul İran halkının tüm kaynaklanını askeri harcamalara, nükleer programa, vekil gruplara (Hizbullah, Husiler, Hamas) ve iç güvenlik kaygılarına ayıran Mollalar tarafından özenle beslenen ve büyütülen rejim, sonsuza kadar "düşman" üretmeye ve bu yolda kendi hallanı feda etmeye devam edebilir mi?

Korkarım, EVET!

Köşe Yazıları