AMEDSPOR'LU BİR LİG... AMEDSPOR HAZIR, PEKİ LİG!?
Amedspor’un Süper Lig’e çıkış sürecini yakından takip etmeyenler bile, öyle ya da böyle, oynanan maçların haberlere yansıyan kısmıyla tanışmıştır. Sıkıntılı geçen deplasmanlar, tribünlerde atılan sloganlar, ırkçı tepkiler ve daha fazlası noktasında.
Amerikalı bir gazeteci arkadaşımla geçenlerde bunu konuşurken, bu sürece dair bir soru sordu!
"Bir futbol takımı, Türkiye’de 'Kürt sorunu' denen başlıktan bu kadar etkilenebilir mi? Yoksa asıl mesele, Amedspor’un bu sorunu bilinçli olarak sahiplenmesinden mi kaynaklanıyor?"
Kısa ve dürüst bir cevap vereyim mi?
İkisi de doğru, ama asıl ağırlık ikinci kısımda.
Amedspor, sadece “etkilenen” taraf değil, ama aynı zamanda bu kimliği aktif olarak sahiplenen ve tribünlere yansıtan da bir kulüp. Bu da gerilimi kaçınılmaz kılıyor. Bu durumu, "çıktığı toprakların yükünü gönüllü omuzlama hali" olarak dile getirenler de var, "bu takımda oynayanlar da oynayanların aileleri de yıllardır o sorunların ağırlığı altında nefes alanlar" diye tabir edenler de.
Kendi adıma, 2014’te, Diyarbakırspor ismini Amed Sportif Faaliyetler’e taşıyan ve bir çoğuna göre, Kürt kimliğiyle de özdeşleşen Amedspor'un, Trendyol 1. Lig’i 74 puanla 2. bitirerek tarihinde ilk kez Süper Lig’e çıkmasını ayakta alkışladım, ki iyi futbol her zaman alkışlanmalı.
Peki, konu sadece futbol değilse, ama bir şeyleri de dile getirmekse...!?
Eski Türkiye'de değiliz, haklısınız. Kürtçe söylemler de, şarkılar da yasaklı listede değil artık ama... TBMM'de Kürtçe ya da Süryanice konuşanların sözleri uzun yıllar boyunca kesildi, sanki YASAKLI dillermiş gibi! Uzun bir zaman BİLİNMEYEN DİL diye TBMM arşivlerine girdi o konuşmalar, ki bugün nasıl bir etiketle o arşivlere alınıyor benzer konuşmalar, çok emin değilim. O yüzden de, Amedspor'un bu zor süreci futbolunun da bir parçası yapması ve o şekilde eldeki noktaya ulaşması, ayrı bir başarı.
Yaşananlar mı?
Mesela,
...forma sponsorluğu kapsamında, Kürtçe dilinde, “Koma me bona we” (Grubumuz sizin için) sloganıyla çıkılması! Futbol Federasyonu'nun buna önce onay vermesi, ardından da “sportif ekipman talimatına aykırı” diye 2 kez 110 bin TL ceza kesilmesi.
...bazı deplasman maçlarının oldukça zor geçmesi, taraftar otobüslerinde taşlı saldırılar, yaralanmalar, ırkçı tezahüratlar yaşanması. Hatta olayların renginin bazı yerlerde daha da grileşmesi, bazı statlarda “Beyaz Toros”, “Yeşil” gibi, 90’ların faili meçhul simgeleriyle pankartlar açılması, futbola siyasetin de tehdidin de karışması.
...Amedspor taraftarlarının ara ara attığı Kürtçe sloganların, “Bijî Berxwedana Rojava” gibi, PFDK tarafından “ideolojik propaganda” ve “çirkin tezahürat” olarak değer bulması, atılan sloganlara cezalar kesilmesi, puan silme durumunun dahi yaşanması.
Aslına bakarsanız, Türkiye’de futbol, zaten siyasetin bir aynası! O yüzden de durumu salt Amedspor özelinde alırsak, konu, bile isteye bir linç kültürü de yaratıyor. Niye mi? Bakıldığında; Beşiktaş’ın “sol”, Fenerbahçe’nin “sağ”, Karadeniz takımlarının “milliyetçi” bir fan kültürü var, bana göre! Bunu en çok da ve en net olarak Gezi sürecinde yaşamadık mı?
Bazıları şunu soruyor;
"Konu, Türk kimliğinde kaldığı sürece iyi, ama Kürt kimliğinde adımlandığında kötü" durumu mu?
Evet, bugünkü başlığımız biraz derin ve açıkçası, yeni dönemin Süper Ligi, bence, Amedspor'la çok daha renkli geçecek, ama futbol kalitesi adına. Tam da bu noktada, Amedspor yönetimine seçilen ve "Amedspor sadece Diyarbakır’ın bir takımı değil, dünyanın her yerinde yaşayan milyonlarca Kürdün desteklediği ve başarısı ile gururlandığı bir takımdır" diyen, Kazakistan’da yaşayan Kürt aktivist Narin Nadirova'nın da bu mücadeleci ruha ayrı bir güç katacağını düşünüyorum.
Siyaseti, yazıya final yaparken araya sıkıştırmak istemiyorum ama,
...ister istemez, siyasetle yan yana kulvarlarda koşan futbolun, son dönemde Kürt başlığında ağır aksak
ilerleyen süreçten çok etkilenmeden ve çok yıpranmadan gollerini atmasını heyecanla bekliyorum.
Başarılar!