MENÜ
Tamer YAZAR
Tamer YAZAR
tameryazar@hataybizimmedya.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 3 defa okundu.

3 Yıl 5 Ay 14 Gün Olmuş! Antakya'ya Dönüyorum...

3 yıl 5 ay 14 gün olmuş!

Antakya'ya dönüyorum...

Ben, bu yazıyı yazarken, 14'tü...

15 oldu, ardından 16, 17...

Yok, dönen ben değilim!

Kız kardeşim ve ailesi...

6 Şubat 2023'ten bu yana, 3 yıl 5 aydır aynı evi paylaşınca, zor geldi onlara 'güle güle' demek, Ankara'dan uğurlamak, hala hazır olmayan bir şehrin mücadelesine dönüşlerini izlemek... Bizler ne zaman döneriz bilmiyorum ama, bunca zamandır hala normalleşememiş bir şehri izliyorum, hemen her gün. Sürekli kesilen su, elektrik, internet yetmezmiş gibi, bir türlü bitmeyen altyapı çalışmalarını izliyorum. Daha önce yaşadığı yerlerden çok uzaklarda verilen yeni evleri yüzünden sıkıntı yaşayanlar yetmezmiş gibi, deprem sonrası yapılan evlerdeki işçilik sorunları yüzünden uzayan masraf listelerini izliyorum. Depremin enkazında kalan kadim mahalle kültürüne gözyaşlarıyla veda edenler yetmezmiş gibi, konteynerlerde kalmaya devam edenlerin gelecek derdini izliyorum.

Peki, bunca sıkıntıya rağmen niye dönüyorlar?

Onca sorun yumağının içine bile isteye niye dönüş yapıyorlar?

Sanırım, herkesin haklı bir sebebi var...

Yok, kolay değil!

Hiç değil!

6 Şubat 2023 karanlığının içinden çıkıp geldiğimiz Ankara'daki o ilk haftaların, ilk ayların ne kadar zor geçtiğini çok iyi hatırlıyorum. İşimi kaybetmişim, onca CV gönderimine hiç cevap alamamışım, geride yorgun bir gazetecilik kariyeri bırakmak zorunda kalmışım. Kiralar çok yüksek, hayat çok pahalı, ki depremde herkes gibi kayıplarımız olmuş, ama hayat ne yorgunluğumuz için mola almış ne de ayağa kalkmamız için süre tanımış! Eskiden, "ne de çok insan tanıyorum" derdim kendi kendime. "Ne de çok insan biriktirmişim" hatta! Depremden sonra anladım ki, insan deneni hiç tanıyamamışım. Sanırım, deprem sonrası hepimiz, biraz da bu yüzden çok sertleştik, hayata ve insanlara karşı. En acısı da, güven duygumuzu kaybettik. Daha bir bireyselleştik. Yalnızlığımızı tescilleyen hayal kırıklıklarımız çoğaldıkça, içimize döndük.

Bu kadar yaralıyken ve değişmişken dönmek, zor.

Depremde kaybettiğiniz her şeyin üzerine yeniden birikmeye, biriktirmeye çalışırken, çok zor.

Bu zorluğu tahmin edip de, depremin daha ilk ayında TV ekranları karşısına geçip bizlere YANINIZDAYIZ mesajı veren ve EŞYA SÖZÜ'nü de o mesajın yanına BÜYÜK PUNTOLARLA ekleyen dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya, Hatay'ın Milletvekilleri Hüseyin Yayman ve Adem Yeşildal'a selam gönderelim mi hep beraber?

Keşke, verdiğiniz sözü tutsaydınız. Keşke, hayata dair neredeyse tüm birikimini kaybetmişlerin 11 kentine verdiğiniz o söze sırtınızı dönüp gitmeseydiniz. Keşke, depremin ardından başka kentlere göç edenlerin dönüşüne ekli o endişeyi hafifletmekten vazgeçmeseydiniz.

Ama şanslısınız, biliyor musunuz?

Türkiye'desiniz!

Avrupa'da benzer bir durum yaşansaydı eğer, İçişleri Bakanı’nın ve iki Milletvekilinin devlet adına verdiği “eşya sözü”nün, aylar sonra “aslında yasal dayanağı yoktu” denilerek geçersiz kılınması, basit bir açıklama ile geçiştirilemezdi. Parlamento’da muhalefet bu konuyu her fırsatta gündeme getirir, gazeteler bu konuyu her fırsatta manşetine taşır, ilgili bakanın istifa etmesi için de ciddi bir baskı oluşurdu. Türkiye’de ise bu sözün üzerinden bu kadar zaman geçmesine rağmen, hala hiç kimse hesap vermek zorunda bile kalmadı.

Dedim ya, şanslısınız...

Türkiye'desiniz!

Ama daha da garibi, 22 Şubat 2023'te, DEVLET ADINA bir Bakan ve iki Milletvekili EŞYA SÖZÜ verirken, verilen bu söz için, Devletin bir Valisi, Hatay'ın Valisi Mustafa Masatlı, 24 Temmuz 2024'te, tam 518 gün sonra tam tersi bir açıklama yaptı ve 7269 sayılı Afet Kanunu’nda böyle bir yardımın yasal dayanağının olmadığını söyleyiverdi. Merak ettim! Bir Vali'nin bildiğini bir Bakan bilemedi mi? Bahse konu o iki Milletvekilinin bu konuda bilgisi hiç mi yoktu? Demem o ki, devlet adına söz veren bir Bakan ve iki Milletvekili, bu sözün kanuni dayanağı olmadığını 518 gün boyunca fark etmedi mi?

Net olan bir şey var ki;

...Hatay Valisi Mustafa Masatlı'nın, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Hatay'ın iki Milletvekili, Hüseyin Yayman ve Adem Yeşildal'ın devlet adına verdiği sözü “kanuni dayanağı yok” diyerek geçersiz kılması, eldeki sorunu çözmüyor; tam tersine, bu sözün başından beri ne kadar sorumsuzca verildiğini gösteriyor.

Dedim ya, Allah'tan Türkiye'desiniz!

Hukuka değil, Allah'a havale ediliyorsunuz!

Köşe Yazıları